Haber Detayı
22 Şubat 2017 - Çarşamba 00:58 Bu haber 474 kez okundu
 
2. İlçe Müftüleri Kongresi Başladı
T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ilimizde düzenlenen Diyanet Hizmetleri ve Gelecek Perspektifi konulu 2. İlçe Müftüleri İstişare Kongresinin açılışı Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve Valimiz Aziz Yıldırım’ın katılımıyla başladı.
Gündem Haberi


21 – 24 Şubat 2017 tarihleri arasında Korel Termal Otelde yapılacak olan 2. İlçe Müftüleri İstişare Kongresinin açılışına Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Valimiz Aziz Yıldırım, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, İl Müftüsü Şükrü Kabukçu, İl Müdürleri ile ülke genelinde görev yapan ilçe müftüleri ve müftülük çalışanları katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve istiklal marşının okunmasının akabinde Hafız Osman Şahin tarafından Kuran-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ali Erbaş tarafından program akışı hakkında bilgilendirici konuşmasından sonra kürsüye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 10 gün sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluşunun 93'üncü yıl dönümü olduğunu hatırlatırken İnsanların yaptıkları hataların İslamiyet'e ve tüm Müslümanlara yüklendiğini söyledi. Yüce dinimiz insan rububiyeti ve ubudiyeti en sade şekliyle insanlığa takdim eden tevhit akidesiyle insanlığın gündeminde değildir diyerek sözlerine devam eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez; “Kula kul olmayı reddeden özgürlük anlayışıyla insanlığın gündeminde değildir. Üzülerek belirteyim ki;  iki asırdır fakirlik, cehalet, sefalet konuşulur bir şekilde İslam’la ilintilendirilir. Savaş, şiddet, nefret, terör konuşulur bir şekilde kaynak İslam olarak gösterilir. Kadına karşı şiddet konuşulur bir şekilde suçlu İslam ve Müslümanlar ilan edilir. Çocuk istismarı tartışılır kaynak İslam’da aranır. Kısıtlanan özgürlükler tartışılır yine İslam’la ilişkilendirilir. Mezhep savaşları, meşrep ihtilafları ortaya çıkar, yine insanlığın yapıp ettiklerinin kurbanı İslam olur. Darbe olur, 15 Temmuzlar olur ve yine bir şekilde en kötü mefsedet hareketleri kaynağını İslam’dan aldığını zannederek İslam’a da en büyük darbeyi vurmuş olurlar.” dedi.

Müslümanların ümmet bilincini kaybettiğine değinen Diyanet İşleri Başkanı Görmez; “Yaşanan bilinç kaybının bazı İslam Medeniyetlerinin kaybolmasına neden olmuştur. Bu anlamda Türkiye, şiddete maruz ve vatansız kalmış bütün masum insanlar için umuttur. 'Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz buyuruyor' Yüce Rabbimiz. Ama maruf ve münkeri birbirine karıştırdığımız için hayırlı ümmet olma özelliğimizi kaybediyoruz. Adalet vasfımızı kaybettiğimiz için insanlığa örnek olmayı kaybediyoruz. 'Sizi vasat bir ümmet kıldık', vasat ümmet olmayı terk ettiğimiz için vahdeti kaybediyoruz, vahdeti kaybeden topluluk ümmet olmayı kaybeder. Bizim kaybettiğimiz medeniyetlerimiz var Endülüs Medeniyeti, Maveraünnehir Medeniyeti, Afrika İslam Medeniyeti bütün bunları yeniden mütalaa etmemiz neden bu medeniyetleri kaybettiğimiz üzerinde düşünmeliyiz. Bu ahval ve şerait içinde yeryüzündeki bütün mazlum Müslümanlar için, şiddete maruz kalmış, vatansız kalmış bütün masum insanlar için yeryüzünde umut haline gelmiş hasseden mazlum coğrafyada umut haline gelmiş bir ülke, bir millet var o da bizim ülkemiz, bizim milletimizdir. Milletimiz bu zor süreçte insanlığın vicdan yükünü omzuna almış, muhacire Ensar olmuştur. Onun için hep birlikte coğrafyayı kuşatan habis ideolojilerin bu topraklara asla bulaşmaması için yoğun bir seferberlik içerisinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” dedi.

Alman Federal Savcılığı geçen ay içinde Türk İslam Birliği'nde (DİTİB) görevli 6 imam hakkında başlattığı soruşturmaya da değinen ve soruşturmanın Diyanet ve DİTİB'i itibarsızlaştırmayı hedeflediğini belirten Başkan Görmez; “Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sorumluluk alanı tüm Müslümanlardır. Diyanet İşleri Teşkilatının dayadığı gelenek, İslam medeniyetinin ortak aklı ve ortak vicdanıdır. O ortak aklı ve ortak vicdanı gittiği her yere taşımıştır. Bugün son günlerde Diyanet ve DİTİB üzerinden yapılan saldırılar, yapılan itibarsızlaştırmalar aslında İslam medeniyetinin o ortak aklına yöneliktir. İslamofobik nefretin hedefinde şiddet üreten yapılar yoktur. İslamofobik nefretin hedefinde İslam medeniyetinin o medeniyet üreten ortak aklıdır, ortak vicdanıdır. Artık Diyanet sadece Türkiye’nin Diyaneti değildir, Diyanet aynı zamanda Rusya’da, Orta Asya’da, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Müslüman kimliğini yeniden inşa etmeye çalışan Müslüman kardeşlerimizin Diyanetidir. Diyanet aynı zamanda 5 asır birlikte yaşadığımız Balkanlardaki Evlad-ı Fatihan’ın Diyanet’idir. Diyanet aynı zamanda iki asır sömürgeler altında inim inim inleyen Afrikalı Müslümanlarımız, Müslüman kardeşlerimizin Diyanet’idir. Diyanet aynı zamanda Latin Amerika’da İslam dünyasıyla irtibatını kaybetmiş 7 milyon Müslümanın Diyanet’idir. Diyanet aynı zamanda Pasifik Asya’da adalarda yalnızlığa terk edilmiş bütün Müslüman kardeşlerimizin Diyanet’idir.” dedi.

Diyanet İşleri Teşkilatının mevzuatının da değişmesi gerektiğini belirten Başkan Görmez, mevcut mevzuatın günümüz için yetersiz olduğunu hatırlattı. Yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Görmez; “Bugünkü mevzuatımız ve bugünkü yapımızla Diyanet İşleri Teşkilatının insanlığın bütün bu büyük yükünü omuzlaması mümkün değildir. Bugünkü Diyanetin mevzuatı 60’lı yıllarda ihtilal sonrasında ara dönemlerin inşa ettiği Diyanet’tir. Mevzuat onu sadece o kullanılan dile baktığınızda sadece o günlerde kurulan Diyanet. Bu arkadaşlarımız kişisel gayretleriyle, çabalarıyla yükü omuzlayarak elbette çok daha ileri noktalara götürmüşlerdir. Ancak bugün Diyanet İşleri Teşkilatının yeni 21.yüzyılda bütün bu dünyanın yükünü omuzlamak için yeni bir yapılanmaya ihtiyacı olduğunu ifade ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

Açılış programında söz alan günümüzde yaşadığımız bazı olumsuz durumlara değinen Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş; “Aileyi ortadan kaldıracak yıkım programlarının maalesef televizyonlarda da gösterildiğini biliyoruz. Bunlar, Türk örfüne, bizim milletimizin dinine, yaşantısına uymayan hususlar. Ama maalesef haiyane bir şekilde, açık söylüyorum, aileyi tahrip edecek şekilde bu programlar, evlilik programları, televizyonlarda gösteriliyor. RTÜK bir sürü cezalar veriyor. O kadar çok para kazanıyorlar ki, o cezalara rağmen yine aynı melaneti işlemeye devam ediyorlar.” dedi.

Dünyanın, bugün büyük bir alt üst oluşun ve yeni oluşların içerisinde olduğunu dile getiren Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, haksızlıklarla, adaletsizliklerle, savaşlarla, işgallerle, iç çatışmalarla, sömürüyle, dengesizliklerle, bir tarafta olağanüstü yüksek zenginliklerin diğer tarafta olağanüstü derin yoksullukların içerisinde dünyanın bir türbülanstan geçtiğini ifade etti. Bu alt üst oluşların gelecek yıllarda da dünyayı etkileyeceğini belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Esas itibarıyla bu oluşlar çok geniş İslam coğrafyası, içinde yaşadığımız bu dönemin muhatabıdır.  Sadece ekonomik ve siyasi olarak değil, aynı zamanda zihinsel olarak, algı olarak da İslam adının ortada olduğu ve Müslüman coğrafyasını hedef alan bir çözülmenin yaşandığı sürecin içerisinden geçiyoruz. Bu esas itibarıyla birtakım dışsal faktörlerden kaynaklandığı gibi; sömürüler, işgaller, haksızlıklar, emperyalizm gibi, esas itibarıyla büyük oranda da İslam ümmetinin kendi içerisinden kaynaklanan sebeplerden dolayıdır. Dolayısıyla özellikle Türkiye’de ve Türkiye’ye bağlı olarak yakın coğrafyamızda başta olmak üzere İslami düşüncenin, yaşantının yeniden inşa edilmesiyle memur olan buradaki topluluk, bu gidişatı değiştirmek ve kendi içimizden kaynaklanan sebepleri yeninden değerlendirerek bunları olumluya çevirmek mecburiyetindeyiz.” dedi.

Diyanet camiasının, yaklaşık 90 bin camisi olan, DİTİB, Diyanet Vakfı ve diğer kuruluşlarıyla 150 bin kişilik ordunun mensupları olduğunu hatırlatan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Ben siyasi hayatım boyunca çok sorumluluklar almış birisiyim. Son üç hükümet içerisinde de Başbakan Yardımcısı olarak bulunuyorum. Başka kurumlarla, kuruluşlarla ilgili de sorumluluklar aldık. Şunu açıkça itiraf edeyim ki en önemli, en ağır, en önemsediğim sorumluluk, buradaki siyasi sorumluluktur. Bunu hoşunuza gitsin diye söylemiyorum. Bunu bir hakikat olduğu için söylüyorum. Ben siyaseten, sizler bu işin içerisinde olan gönüllüler olarak, bu işin mücadelesini yapan insanlar olarak tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız ve çok ağır bir vebalin altındayız. Hiçbir yerdeki kamu hizmetlerindeki eksiklikler, yanlışlıklar hiçbir şekilde tolere edilmez. Özellikle İslam dünyasının düşünce olarak, İslami hayat ve düşünce olarak yeniden ihya ve inşasıyla birinci derecede görevli olan bu kadronun, gerçekten işimizi eksiksiz yapmamız, hiçbir boşluk bırakmadan bu milletin, bu ümmetin ve bizden bir şeyler bekleyen mazlum milletlerin derdine derman olacak şekilde bütün vaktimizi bu işe vakfetmemiz gerekiyor. Onun için, içinde bulunduğumuz şartları iyi değerlendirmek, bu şartları iyi okuyarak sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekiyor. İmamlarımız, namaz kıldırma memuru değildir, siz müftüler de fetva memurları değilsiniz. Ne müftülüklerimiz ne camilerimiz bizim çalışma alanlarımız, iş yerlerimiz değildir. Bizler her birimiz dinin adamı, kendi hayatını dine adamış insanlar olmak mecburiyetindeyiz. Bizim iş yerimiz falan yok. Bizim mesuliyetimiz olan devlet memurluğunu icra ettiğimiz bir makamımız yok. Bizim sorumlu olduğumuz alan bütün yer küredir. Dolayısıyla hiçbir şekilde camilerimizi ve müftülüklerimizi iş yerlerimiz olarak, bürokratik işlerimizle meşgul olduğumuz mekânlar olarak görmeyeceğiz. Eğer böyle görürsek kendimizi dört duvar arasındaki bir mekâna hapsetmiş, İslami hayatın ve düşüncenin yeniden ihyası ve inşasıyla ilgili çalışmalarımızı ihmal etmiş oluruz.” dedi.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyanın ağır sorunlarla karşı karşıya olduğuna işaret eden Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Ortadoğu’nun bir asır evvel oynanan oyunun ikinci perdesini seyrettiğini seyretmekteyiz. Ama cetvellerle bir asır önce sınırları yapay bir şekilde bölünen coğrafyanın insanlarının, bir asır boyunca çeşitli fitneler uygulanmasına rağmen zihin olarak gönül olarak birbirlerinden ayrılmamıştır.” dedi. Sykes-Picot’yu bir asır evvel uygulayanların şimdi ikinci Sykes-Picot’yu uyguladığını vurgulayan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; ”Bunun iyi bir şekilde görülmesi gerekmektedir. Yani büyük resmin net bir şekilde görülmesi gerekmektedir. Büyük resmi göremediğimiz takdirde, milletimize anlatacak hiçbir sözümüzün de olmadığını ifade etmek isterim. Büyük resim, tek başına olayların anlaşılmasından ibaret olamaz. Özellikle irfanın, hikmetin, ihsanın ve marufun topluma yayılmasının aracısı olan sizlerin mutlaka ve mutlaka büyük resmi iyi okumanız lazım. FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin büyük resmin parçalarından sadece birisidir.  Bu hain darbe girişiminin, Anadolu topraklarının tarih boyunca gördüğü en büyük ihanet hareketi olarak kavranması ve anlatılması şarttır.” diye konuştu.

PKK terör örgütünün Cizre, Silopi, Hakkari’de çukurlar kazarak, o çukurlara bombalar koymasının ne anlama geldiğinin iyi anlaşılması gerektiğini aktaran Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Bu eylemler dahi puzzel’ın bir parçası olduğunun bilinmesini istiyorum. Aynı şekilde Türkiye sınırları dışında, İslam’ın muazzez, mukaddes adını kullanarak İslam’ı bir terör haline indirgemeye çalışan DEAŞ’ın niçin kurulduğunu, niçin kurdurulduğunu, ellerine silahların kimler tarafından hangi amaçla verildiğini çok iyi anlayacağız ama bileceği ki DEAŞ da bu puzzel’ın sadece bir parçasıdır.” ifadesini kullandı.

Bugün, Türkiye’nin güneyindeki bölgede yeni bir terör örgütü oluşturmaya çalışan PYD’nin, nasıl ortaya çıktığını, bunları ortaya çıkaran siyasi iradenin hangi destekleri verdiğinin çok iyi görülmesi ve bunun da puzzel’ın bir parçası olduğunun anlaşılması gerektiğine vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Avrupa’da, batı dünyasında, hatta İslam coğrafyasında İslamofobi’nin nasıl teşvik edildiğini, niçin geliştirildiğini anlayacağız, onu da büyük resmin bir parçası olarak göreceğiz. Büyük resim çok açıktır. Büyük resim bir asır evvel, coğrafyası bölünmüş olan İslam ümmetinin, özellikle bu coğrafyanın insanlarının, şimdi gönülleri ve zihinleri bölünerek, mezhep ve meşrep üzerinden, etnik yapı üzerinden, lime lime edilerek parçalanması, bir daha ayağa kalkmayacak şekilde tarih sahnesi dışına itilmesidir. Bizim sorumluluğumuz tam da burada başlıyor. Bu büyük planı bozabilecek tek ülke Türkiye’dir, Türkiye’nin irfanı, vicdanıdır. Zaten onun için Türkiye’nin başına bu kadar şey bela ediliyor. Onun için Türkiye’nin ayaklarına pranga vurmaya çalışıyorlar. Onun için Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar. Zaten onun için hoca kılıklı bir eşkıyayı öne çıkarıp 40 sene besliyorlar ve bu milleti sokacak en tehlikeli, zehirli yılan haline getiriyorlar. Onlardaki akılsa bizdeki de akıldır. Ayrıca bizde feraset, hikmet ve irfan var.” dedi.

Anadolu ve Rumeli topraklarında İslam geleneğinin yaşadığı geleneğe vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Bugün dünyadaki İslam ve terör tartışmaları yapanlar, aynı zamanda teröre destek veren teolojileri de gündeme getirmek durumundalar. Şu anda maalesef yanlış birtakım anlayışlarla, sapık anlayışlar İslam’ın tevhidi inancından uzaklaşan birtakım teolojik yapılarla, Gülenist hareketten, FETÖ’cü çeteden DEAŞ’a kadar birtakım örgütlerin ortaya çıktığı malumdur. Bunlara karşı panzehir de bizim milletimizin asırlardır yaşamış olduğu Müslümanlık geleneğidir. Müslümanlığı yaşamak adına camiler, hayatın merkezidir. 90 bin camimiz ve 120 bin din görevlimiz var. Camilerimiz, evet, geceleri kapanabilir ama en azından sabah namazından yatsı namazına kadar camilerimizin tamamının açık olması, camilerimizin toplumsal buluşma merkezleri haline getirilmesi, imam arkadaşlarımızın gün boyunca mahallede, okulda, çarşıda, pazarda vakit geçirmesi ve kendisinin muhatabı olduğu geniş kitleye mutlaka ulaşması lazım. Ayrıca Diyanet İşleri Teşkilatının yüzde 20’sinin kadınlardan oluşmaktadır. Toplumun da yarısını oluşturan kadınların, çok daha yüksek bir oranda Diyanet İşleri Teşkilatının bünyesinde de temsil edilmesi şarttır, zorunludur.” diye konuştu.

Konuşmasında Avrupa’da DİTİB mensuplarına karşı yapılan baskılara değinen Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş; “Bu olumsuz durum Avrupa’nın şu an içinde bulunduğu siyasi şartlardan kaynaklanmaktadır. Fergana Vadisinden itibaren gelip, yüzlerce sene Anadolu topraklarında yaşanan bu nezih geleneğin günümüz dünyasında batı toplumlarında da yaşamasını çalışan DİTİB ve Diyanet mensuplarının birtakım baskılar altında bulunması asla kabul edilemez. Bu tamamen, siyasi bir amaçla yapılıyor. Şu anda Avrupa’da, özellikle Almanya başta olmak üzere faşizmin ayak seslerini duyuyoruz. İslam, göçmen karşıtlığıyla, yabancı düşmanlığıyla birlikte bunları siyasi argüman olarak kullanan son derece katı bir milliyetçi tavrının Avrupa’yı baştan sona kasıp kavurmaya başladığı ortadadır. Biz Alman ve Avrupa’daki dostlarımıza tavsiyede bulunuruz. Oradaki DİTİB’in, Diyanet Teşkilatının varlığından sizlerde yararlanın. Orada Diyanet Teşkilatının varlığı barışa, birlikte yaşamaya katkı sağlar. Dolayısıyla DİTİB’den, Diyanet İşleri Teşkilatından korkmayın.” dedi.

2. İlçe Müftüleri İstişare Kongresinin açılışı programı Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un konuşmasının ardından Başkanlık Hizmetlerinin kesintilerinin yer aldığı sinevizyon gösterimi ile son buldu.

Kaynak: Editör: Ahmet Akosmanoğlu
 
Etiketler:
Yorumlar