Haber Detayı
28 Ocak 2016 - Perşembe 19:26 Bu haber 709 kez okundu
 
Af yok herkes cezasını çekecek
Yenigün Siyaset masasının konuğu olan Halil Ürün, Çözüm süreci ve hakkında yapılan sansasyon haberlerle ilgili dobra dobra açıklamalarda bulundu.
Siyaset Masası Haberi


Ürün, “Bu pararlelciler içinde geçerli niye kaçıyorsunuz. Madem suç işlemediniz. Ben kaçtım mı ben suç mu işlemiştim. Kayıp trilyon davasında. Ben özel evrakta sahtecilik suçundan mahkum oldum cezamı infaz ettiler. Alınan haklarımı geri aldım. Ben nereye kaçtım bizim arkadaşlarımız nereye kaçtı” diye soru.

 

HER ŞEYİN HESABI SORULACAK

Akosmanoğlu, Peki sayın vekilim bu toplumsal barıştan bahsediyorken bu Çözüm Süreci nasıl böyle darmaduman bir hale geldi? İkinci bir soruda şu Halil Ürün; “dağdakiler tövbe etsin affedelim” dedi gibi bir sansasyon oluşturulmuştu. Bunun aslı nedir?

 

İkinci sorudan başlayayım ben; ikincisi şu, Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması Komisyonu, Dilekçe Komisyonu gibi çok önemli görevlerde bulunduk. O görevlerde bulunduğumuz sürede yaptığımız çalışmalarla ilgili bir röportaj verdim Akşam Gazetesi’ne, söylediğimde hiç bir şey yok gazetede yayınlanan röportajın hala daha arkasındayım. Onu speküle ettiler. Ama sonuç itibariyle bir şey çıkaramadılar söylediklerimiz doğru çünkü. Oradaki manşeti  Akşam’ın merkez editöryası yazmış. Ben meclis muhabiriyle röportaj yapmıştım. Merkez editöryası öyle bir başlık atıyor. Aslında onun öncesinde gelen ayrı sonunda gelen ayrı, Allah var röportajı dosdoğru yayınladılar gazete. Onu okuyan herkes bir şey demiyor. Ondan sonra gündeme geldik işte haber kanallarına çıktım. Ben onları arşiv yaptım tutuyorum elimde. Benim orada tövbe etsinler affedelim dediğim olayda da ben öyle demedim. Muhabir diyor ki Çözüm Süreci oldu ya bu PKK’lılar ne yapacak. Diyorum ki şimdi suç işlemiş Türkiye’de suç kaydı olanlar yargılanacaklar.  Mevzuatımızda geçen her şeyin hesabı sorulacak yargılanacaklar. Kızın sorduğu şu ‘hiç suç işlememiş olanlar ne yapacak’ ama diyor suç işlemiş kimse bilmiyor. Diyelim ki bir vatandaş bir suç işlemiş kayıtlarda yok kimse şikayetçi değil. Hiç kimse bir şey bilmiyor. O zaman dedim ki devlet bilmiyorsa, polis bilmiyorsa, hakim bilmiyorsa ve suç işlediyse Allah’la kendi arasındadır. Tövbe etsin Allah affetsin.  Hatta şu örneği verdim. Ankara’nın nüfusu 5 milyon Ankara’da her işlenen suç yargıya geliyor mu? Gelmiyor. Adam suç işliyor kanuna göre ama kimse bilmiyor fakat Allah biliyor. Bundan dönmesi tövbe etmesi lazım onu tuttular Allah’ın affetme yetkisini bize taşıdılar ben öyle bir şey demedim. Orada suç işlemiş kayıtlara girenler ne olacak denildiğinde dedim ki onlar kaçsınlar o günkü konsept öyleydi. Ha silahlarını alıp gideceklerdi. Gitmediler Irak’ta mı yaşayacak nerede yaşayacaksa yaşasın. Türkiye’de kaldıkları sürece kayıtları varsa Apo dahil hiç kimseye af yok. Herkes cezasını çekecek. Böyle bir şey yok.

 

VEYA BU SAVCILAR NİYE KAÇIYOR

Bu pararlelciler içinde geçerli niye kaçıyorsunuz. Madem suç işlemediniz. Ben kaçtım mı ben suç mu işlemiştim. Kayıp trilyon davasında. Ben özel evrakta sahtecilik suçundan mahkum oldum cezamı infaz ettiler. Alınan haklarımı geri aldım. Ben nereye kaçtım bizim arkadaşlarımız nereye kaçtı. Ben kaçmak istesem kaçardım. Benim ailem yurtdışındaydı. Almanya’daydı. Yani aynı şeyi söylüyorum. Bu savcıları falan anlamıyorum ben, Akın İpek falan niye kaçıyor. Sen bu memleketin madem sanayicisisin madem bir suçun yok niye kaçıyorsun kardeşim. Veya bu savcılar niye kaçıyor. Röportaja geri gelirsek orada benim affedelim demem söz konusu değil. Ben dedim ki eğer bir suçu varsa kayıtlarda da yoksa tövbe etsin tanrı affetsin.  Bunu niye gündeme getirdiler özellikle MHP’li arkadaşlar küçük hesaplarla siyaset yapmaya çalışıyorlar. Benim Star Televizyonu’na verdiğim röportajı Facebook’tan atıyorlar. Birde dinlemeden atıyorlar. Ana! Bir bakıyorlar aleyhimize olacak diye geri kaldırdılar.  Böyle basit siyasi çekişmeler, siyaset bu değil yahu. Nedir bu seçimde bana gelecek 3 oyu engelledim 5 oyu engelledin ama gerçek dışı bir iddiayla engelledin. Sonra iftira atıyorsun Halil Ürün PKK’lı diye ya bu ülkede PKK’lı olacak en son kişilerden birisi benim. Dolayısıyla bunlar basit siyasi oyunlardı.

 

HAYIR İNKAR YOK KÜRTLER VARDIR

Dağhan: Çözüm sürecinde ne oldu sorusuna geri gelirsek…

Çözüm süreci dediğimiz olay neydi? Sorun ne? Bunu tam bir tespit edelim. Şimdi bu ülkenin bir kısım bölgesinde yaşayan insanlar kendisini Kürt olarak tanımlıyorlar. Biz anamızdan Kürt doğduk. Ama bu devlet bizi yok sayıyor. Kenan Evren öyle söyledi. Bunlar aslında türktür ama karlı bölgelerde yaşadıkları için ayaklarından kart kurt diye ses çıktığı için bunlara kürt denildi diyor. Hayır öyle değil Kürt diye bir kavim var. Bunlarda zaten özerk değil. Zazası var, Kırmançesi var. Kendi içinde bir sürü aşireti var. 2 bizi asimile ediyorsunuz kültürümüzü yok ediyorsunuz diyorlardı. Ak Parti geldi dedi ki hayır inkar yok Kürtler vardır. Asimilasyona karşıda ne istiyorsun kardeşim; anadilinde konuşmak istiyorum buyur konuş. Hatta sende bu devletin bir vatandaşısın al devletin kanallarından birisini Kürtçe yaptım. 24 saat Kürtçe yayın yapıyor. Ne istiyorsun ben Kürtçe eğitim vermek istiyorum. Ver kardeşim Kürtçe dil kursları aç. Bunlar birer birer inkara ve asimilasyona karşı tüm her şey kalktı. Yerleşim yerlerinin isimleri değişti daha önce yapılan yanlışlara karşı bir kısım düzeltmeler yapıldı.

 

GİTSİNLER SİLAHTAN VAZGEÇSİNLER DEDİK

Dağhan; Diyarbakır Amed oldu mu resmiyette?

Hayır Diyarbakır Amed olmadı köylerde değişiklik yapıldı. Efendim Diyarbakır Osmanlı döneminde de Diyarbekır 90’dan sonra değiştirilenler var. Mehmet Ağar’ın görev yaptığı bu Yeşil’in falan olduğu dönemde. Bunlar geri iade edildi. Diyarbakır’a gelince orası Osmanlıdan beri Diyerbekir. Şimdi çözüm süreciyle ilgili şey sadece bu konuşmaya başladığımız çatışmasızlığın yaşandığı dönem değil. Ak parti hükümeti politikalarınca yapılan bir süreç Milli Birlik Ve Kardeşlik Süreci. Bu hükümete ve devlete bağlı olma politikasıdır. PKK’lılarda Abdullah Öcalan’ın yönlendirmesiyle HDP de siyaset yaparak biz bunu siyasi yollarla çözeceğiz. Bu ülkeyi terk edeceğiz, terör yapmayacağız. İşte suç işleyenlere de ceza vermemek için gitsinler Irak zaten kabul ediyor dedik. Gitsinler silahtan vazgeçsinler dedik. Bunlar konuşulan şeyleri yerine getirmediler. Bu süreç böylece kaldı.

 

12 RUS HEYETİ PKK’YA GİTMİŞ

Arkasından 7 Haziran seçimlerinde bunlar yüksek oranda oy alınca ki zaten bu oyları da dağı terk etmedikleri için silahla tehdit ederek aldılar. Ondan sonra bunlar Kobane, Suriye ve Irak’taki şartlarda değişince birileri ki PKK hiçbir zaman kendi başına çalışmıyor. Sürekli başkası tarafından kullanılıyor. Bir İngiliz istihbaratı kullanıyor bir Alman. Son dönemde de Ruslar kullanıyor. Uçak olayından sonra 12 tane Rus heyeti gitmiş PKK’ya. Niye Türkiye’yi sıkıntıya sokma için destekliyorlar.

 

RUS TEKNOLOJİSİNİ BİTİRDİK

Şimdi Amerika’yla politikalarımız falan örtüşmüyor yani şimdi biz onun dediğini yaparsak iyi ama yapmazsak deli oluyor. Biz Irak hükümetiyle anlaşmışız Başika’ya 200 tane asker gönderiyoruz. Amerika oradan gönderemezsin diyor. Asıl dertleri o değil biz o askerleri gönderirken ruhları bile duymadı. Bunlara kahroluyorlar. Bu Rusların savaş uçağının düşürülmesinin altında yatan sebep bir Rus savaş uçağı meselesi değil. Asıl sorun biz Rusların çok önemli bir teknolojisini bertaraf ettik. Kör oldular. Şimdi Ruslar o savaş uçaklarına bir şey yerleştirmişler. Bizim radarlar onları görmüyormuş. Bizimkilerde onları çözmüş. Görmüşler 1-2-3 uyarmışlar. Kendisine de söylemişler Putin’in bunları. O uçaklar Türkmenleri öyle gelip vuramıyorlarmış.   Gelecek bizim hava sahamıza girecek ki o dağın yamacındakileri buradan vuracak. Biz geçirmeyince vuramıyor. Biz geçmiş iki geçmiş üçüncüde bizimkiler indirmişler. O yüzden kıyamet kopuyor. Burada yeni bir savaş teknolojisi bitiriliyor. Onların korkusu Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği nokta. Bu bizim ordumuzun geldiği noktayı gösteriyor. Başikaya geçerken ruhları duymuyor. Onların istihbarat alma teknolojilerini arazide kör eden ekipmanlara sahibiz. Asıl korkuları bu yani.

 

MERKEL BOŞUNA KOŞUP GELMİYOR

Türkiye savaşa girmesin askerlerimiz ölmesin diyoruz bu ülkenin savunması bu sınırların içinde değil ötesinde olmalı. Suriye olayında bu kadar tarafsız kalmasaydık biz girmiş olsaydık fiili defakto durumları oluştursaydık bugün bunlar yaşanmazdı. Bugün artık girmemiz lazım bugün niye girmiyorum yahu Çin gelmiş, Rusya gelmiş, Danimarka asker gönderiyor Suriye’ye. Peki ben ne yapacağım kardeşim 2 milyon 400 bin kişi bana gelmiş. Her gün giriyor çıkıyor. Ben insanım girip çıkarken de kapatamıyorum. Girip çıkarken de Sultan Ahmedi patlatıyor, Ankara’nın göbeğini patlatıyor. O zaman ben sınırımı 20-30 km içeriden başlatmalıyım. Yani bugün girmemiz lazım ama biz bunu diyemeyelim diye bunları gönderdiler hendek kazdırıyorlar. Hendek kazanlar oralarda mahalle mahalle savunma yapanların yarısı Rus yarısı Alman yakaladık. Merkel boşuna koşup gelmiyor. Askerimiz kaç tane Alman istihbaratçısını perişan etti. Ve açıktan yakalananlar var şu anda da yakalanan teröristler diyorlar ki. Orada içeride olanlar var ne konuştuklarını dillerini anlamıyoruz ama onlar lojistik getiriyor silah sağlıyor. Yakalandı gazetecinin biri ya ajan bunlar tamamen tahrik ediyorlar. Biz bunlarla uğraşırken Cerablusa bakmayalım Haleb’e bakmayalım Türkmenlere bakmayalım Araplara bakmayalım derdindeler.

 

 

Akosmanoğlu; Şeyh Sait isyanında olduğu gibi içeride bir kargaşa olsun. Kerkük’e bakamasınlar düşüncesi…

 

BUNUN BEDELİ DE AĞIR OLUYOR

Evet evet aynı şey. Bir yandan onları yaptırıyor aynı güç bir yandan da merkez Türk hükümetine onları yok ettiriyor. Bugün geldiğimiz noktada Türk hükümeti artık böyle yapmıyor. Bugün yapılan mücadelede halkla teröristleri ayırıyor. Bakın şuanda o kadar ince bir mücadele veriliyor ki orada ne 90’lı yılların terör mücadelesi nede 45’li yılların mücadelesine benziyor. Ama bunun bedeli de ağır oluyor bizlere bizim askerlerimizi kanaslarla vuruyorlar. Ama biz halkla beraberiz orda daha 2 gün önce nene çıktı beddua ediyor onlara ve halk sahip çıkmıyor. İşte Siirt’te sopalarla kovaladılar. Siirt’te sahip çıkmadılar Çizre’de sahip çıkmadılar. Ya betondan tünel yapmışlar. İşte bu çözüm sürecinde belediyenin imkanlarıyla yapıldı diyorlar. Yani olay çok karmaşık bunlar dış sebepli. Ama şu da var gene ben imana geldim. 30 senedir orada PKK imansız bir nesil yetiştirdi. Allah’a inanmayan peygambere inanmayan bir nesil yetiştirmiş bizim namazımızla peygamberimizle kitabımızla alay ediyorlar. Ve inandıkları bir dinde yok. İş bireyde başlıyor ve sonra uluslararası bir soruna dönüşüyor. Çözüm süreci olduğu yerde bitmedi. Bu süreci biz bitirmedik. Bu birlik ve kardeşlik projesi olarak hala devam ediyor. Bu ülkede yaşayan herkes bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. İster Çingene olsun ister, Kürt olsun ister, Süryani olsun ister, Ermeni olsun ama yeter ki ihanet etmesin

ŞEHİTLERİMİZ HER ZAMAN OLACAK

Dağhan: Çözüm Süreci şuanda askıya alınmadı sanırım devam ediyor ama bu son olaylarla bunun doğru bir yöntem olmadığımı ortay açıkmış oluyor mu?

Hayır doğru bir yöntemdi. Bu sorunlar dışarıdan kaynaklanıyor bunlarda maşalık yapıyorlar. Bu mücadele hiçbir zaman bitmeyecek bu hak batıl mücadelesi. Şehitlik kavramı hiçbir zaman bitmeyecek peygamberimiz döneminde de var bu münafıklar tarihimiz boyunca da var. tüm devletler nasıl kuruluyor basıl yıkılıyor işte böyle oluyor. Bu iman ve imtihan sürecidir. Allah’ın Türk kulları imtihan oluyor da Rus kulları imtihan olmuyor mu? Herkes imtihan oluyor. Bu dünya geçici bir dünya bu mücadeleler devam edecek ve şehitlerimiz her zaman olacak. Hak batıl mücadelesi olacak hayatın anlamı bu. Bugün Türkiye öyle bir medeniyetten geliyor ki sadece Anadolu’nun içindeki sorunlarla uğraşmıyoruz Myanmar’daki sorunda bizi ilgilendiriyor AFRİKA’DAKİ sorunda bizi ilgilendiriyor… yani biz insanız, insanın böyle bir özelliği vardır hayvandan farkı budur. Bir hayvanla insan farklıdır yani eğer bugün Suriye’nin bir beldesinde açlıktan insanlar ölüyorsa içimiz cızz ediyor. Bu her yerde böyle oluyor. Ama batı medeniyeti böyle değil mesela Tutsilerle Futisleri Ruanda’da Fransızlar birbirine kapıştırdılar 200 bin kişi birbirini kesti. Beki biz böyle bir şey yapabilir miyiz? Ama onlar yapıyorlar…

Çelikoğlu; Onlarda devlet çıkarları tüm ahlaki değerlerden daha üstün çünkü!

Sorun orada işte ama bir Müslüman asla böyle değil. Biz genlerimizden ötürü bunu yapamayız inandığımız için bunu yapamayız o zamanda biz hep şehit vereceğiz. 

Kaynak: Editör: Ahmet Akosmanoğlu
 
Etiketler:
Yorumlar