Haber Detayı
27 Ocak 2016 - Çarşamba 18:29 Bu haber 638 kez okundu
 
Halk hareketleri dış kaynaklıdır
Doğar; O dönemin liderlerine bakarsak Ecevit’te öyle Demirel’de öyle onlarda hiç hendek kazmadı terör çıkartmadı kaçmadı. Bunu neye bağlıyordunuz?
Siyaset Masası Haberi


Bakın Özal’la ilgili geçen gün bir hatıra okudum. 12 Eylül ihtilalinden önce Özal’ı Başbakan Yardımcısı yapmışlar.  Namazı lavaboda kılıyormuş ya böyle bir şey var mı? Odasının bir köşesinde tuvalet varmış orada gizli gizli namaz kılıyormuş. Ya hu açıktan kılsa ne olurdu bilmiyorum. Ama gizlemiş namaz kıldığını. İzin istermiş ben bir lavaboya gidiyim diye lavabonun giriş bölümündeki boşlukta farz namazı kılıyormuş. Bu adam Başbakan Yardımcısı unvanını taşıyor. Halbuki namaz kılmanın kime ne zararı var çok üzüntü verici bir şey. Türkiye’deki iç gelişmeler zannediyoruz ki biz Türkiye kendi dinamiğiyle geliştirdi hayır Türkiye’deki büyük olayların tamamı dış kaynaklıdır. Darbeler dış kaynaklıdır, büyük halk hareketleri dış kaynaklıdır. Şimdi mesela gündem Kürtler HDP falan dimi? Ben görev süremde bu işle daha yakından ilgilendim o zamanda bu işlerin altında Dersim ayaklanmasında falan tamamen ajanlar var. Fransızlar var İngilizler var Amerikalılar var inanılmaz bir şey. Dersimde Şeyh Rıza kendiliğinden falan isyan etmiyor yani. Birileri onları tahrik ediyor ama onların tahrik olacağı sebepleri de oluşturuyor. Tıpkı kukla mesela çok sık kullandığım bir şey var kamuoyu tarafından bilinmesini istiyorum.

İNGİLİZLER BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRÜYOR

Mesela 12 Eylül ihtilalini Amerikan istihbaratı yaptırıyor Türkiye’de Amerikan başkanına deniyor ki ‘bizim çocuklar işi becerdiler’. O ihtilalle gelen hükümete Yunanistan’la ilgili vetoyu kaldırttırıyorlar. Yunanistan NATO’dan çıkmış AB’den çıkmış Türkiye NATO üyesi olarak evet demezse tekrar geri alınamıyor. Oy birliği sağlanamadığı için. Seçimle gelmiş hiçbir hükümet vetoyu kaldıramaz ama 12 Eylül’den sonra gelen hükümete bunu kaldırtıyorlar ve Yunanistan tekrar NATO’ya giriyor. O gün ihtilal hükûmetinin verdiği karar Avrupa Birliği’nde bizim önümüze köstek koyuyor. Peki Yunanistan kim? Yunanistan 460 küsur sene bizim atalarımızın yönetiminde yaşamış bir ülke. İngilizlerin kışkırtmasıyla isyan etmiş bir ülke. Mesela İzmir’e asker çıkartılması tamamen İngilizlerin oyunu bunu Yunanlı tarihçilerde tartışıyor. Sonra anlaşma olunca bizde buradan sıkıştırınca denizde önlerini kesiyorlar binlerce yunanın denizde ölmesini sağlıyorlar. İngilizler fesadı çıkarıyor biz habire savaşıyoruz. Yani İngilizler bizi birbirimize düşürüyor. Kuruyor kurguluyor. Aynı ihtilal hükümetine Amerika bakın ne yaptırıyor. Hükümete Kürtler yok yok dedirtiyor. Bunu en üst düzeyden Devlet Başkanı sıfatıyla Kenan Evren’e söylettiriyor. Öbür taraftan da  Abdullah Öcalan’a diyor ki bu sizi inkar ediyor hadi diyor başlayın siz silahlı mücadeleye. Bu oyunun görülmesi lazım. Öcalan diyor ki ya ben bu kadar sene savaştım artık silahlı mücadeleyi bırakıyorum. Dediği anda da Öcalan’ı alıp bize veriyorlar.

BEN KÜRDÜM DİYOR, ‘KÜRT YOK DİYORSUN’

Doğar; Dersim olaylarından bahsettiniz Dinleme Komisyonunda da görev aldınız. O günlerden bu güne aktarılanları yaşayan insanlardan dinlediniz. Bu görüşmelerde neler htiniz?

Biz onlardan bir kısmını meclise davet ettik. Bir kısmının da ayağına gittik. TBMM’nin onlarında meclisi olduğunu biliyorlar ve bir özgüvenleri var. Zaten belli bir noktaya gelinmiş Ak Parti Hükümeti’nin bu konuyu açması Kürtlerin inkarıyla ilgili noktalara da çok ileri noktalara gelinmişti. Yani olayın farkındalardı. 90’lı yıllarda Tansu Çiller döneminde yapılan mücadeleyle bu gün yapılanın çok farklı olduğunu biliyorlardı. Korkaklıkları yoktu tam net bir şekilde anlatıyorlardı olanları. Benim etkilenmem sadece insan ister istemez üzülüyor olanlara haksızlıkların hukuksuzlukların insan vicdanında oluşturduğu travma neyse o sızı yaşıyorsun yani. Her haksızlık küçükte olsa büyükse olsa insanın vidacını sızlatır. Orada gördüğüm oydu. Düzeltmek için ne yapılabilir zaten çoğu şey yapılmıştı global olarak inkar diye bir şey kalmamıştı, dil serbest kültür serbestti biz bu konuları çalışırken çok ileri noktalara gelinmişti. Adamların köyünün ismini değiştiriyorsun yada adamın adını değiştiriyorsun. Adam diyor ki ben buyum ben kürdüm, ‘Kürt yok diyorsun’. Orada gördüğüm Allah’ın yarattığını yarattığı gibi kabul etmemekle ilgili bir sorun vardı. Geliyoruz gene İmam Hatip lisesinin en temel eğitimlerinden birinde diyor ki Kuran’da Hucrat suresinde “Biz insanları farklı renkte farklı dillerde yarattık. Birbirinizle tanışılıp bileşesiniz diye”. Farklı yaratılmasının başka bir amacı yok. Siz hepiniz Allah’ın kullarısınız hepinizi Allah yarattı. Hepiniz Allah’a döneceksiniz. Bu temel bilgili bir inanç olarak aldığınız zaman bu Aborjin’de olabilir. Güney Amerika’daki İnka medeniyeti de olabilir. Bu kuzey Amerika’daki Kızıldereliler de olabilir bu ülkedeki Süryanilerde olabilir. Hepsini yaratan Allah.

İNANÇ OLMADIĞI İÇİN YAPIYORLAR

Şunu söylemek gibi bir lüksümüz var mı ey Allah’ım bu Belarus’ta yaşayan beyaz ırkı yaratmışsın. Hepsi 170-180 bembeyaz ten masmavi gözler birde öbür tarafta yaratmışsın Güney Afrika’da 160 boy simsiyah dudakları bir ayrı. Şimdi Avusturalya’da Aborjinler var onları biz bilmiyoruz. İngilizler oraya gittikten sonra Aborjin’leri imha etmişler. Bu Aborjin’ler o bölgenin yerleşik insanları Aborjin’leri perişan etmişler. İspanyollar Amerika’ya çıktıklarında İnka’lara yaptıkları var inanılmaz bir şey ya. İnanç olmadığı için yapıyorlar. Ve o kadar sevecen insanlar ki kıtaya birileri gelmiş misafir olarak. Karşılamışlar ne istedilerse vermişler. Savaş yok bilmiyorlar adamlar medeniyet var. Bunlar onların altınlarını almışlar. Krallarını yakalamış esir etmişler. Tarihte var. 5 bin ton altın istemiş, vermişler abi. Bunun bir kısmını kraliçeye gönderecekler İspanya’ya krala gelenlerin hepsi sanat eseri kendi tanrılarını falan yapmışlar altından. Ve bu eserleri eritipte göndermişler. Fideye altını aldıktan sonra demişler ki verin bize kralımızı demişler yargılayacağız. Bu demişler haksız yere kral olmuş. Falan filan derken bir savaş öldürmüş bitirmişler hepsini.

İSLAMİ DEVLET DİYE BİR KAVRAM YOK

Doğar; Halil ürün aslında sağlam bir entelektüeldir ama toplumda dinci olarak lanse edilir neden?

O dinci konusuna gelince hayat iman ve imtihandan ibarettir konusu var ya aslında bu da o noktaya geliyor. İman konusu düzgün olmadığı zaman iş nereye varıyor. Basit bir iman konusu ama basit değil aslında. İman kime farz aklı olan her bireye. Dolayısıyla dinle muhatap olan bireylere peki tüzel kişiler dinle muhatap mı? Şirketler, vakıflar, dernekler, devletler… İman aklı olan bireylere farzdır. Tüzel kişiliğin aklı var mı? Tüzel kişiliğin eski adı nedir? Hükmi şahsiyet. Aslında bir şahsiyet yok hükmen ona şahsiyet vermişiz aslında devletin bir şahsiyeti yok. Devlete hükmen şahsiyet vermişiz. Biz bunu Refah Partisi’nde çok müzakere ettik. Benim bir dayım vardı, ‘nasibi cennet İslam’ı devlet” derdi yemek duasında bile. İslami devlet diye bir kavram yok arkadaşlar devlet Müslüman olamaz. Devlet Hristiyan’da olamaz. Devletin dini de olamaz olmamalı da. Din bireylere mahsus bir iştir.  Bunu biz Refah Partisi’nde siyaset yaptığımız arkadaşlara anlattık ve biz bunu anlatmaya başlayınca bizim ekiple birlikte refah partisi düzelmeye başladı. 1990’da ben Refah Partisi’ne girince vekilimiz falan yoktu. İlk seçimimiz 91 seçimiydi. 91 seçimlerinde biz 1500 oyla kaybettik kimi kaybettik biliyor musunuz? Yücel çakmaklı bizim adayımızdı. Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden biridir. Bu adamı biz 1500 oyla seçtiremedik burada. Şimdi bu çok ciddi bir mücadele sene 1990 sene 2016’ya  gelmişiz. Şimdi insanları yaftalamak çok kolay dinci ne demek dinci yahu sütçü der gibi. Bu kavramların hepsi yanlış bizi kavga ettirmek için kullanılıyor.

KOMİNİZİM GELECEKSE ONU DA BİZ GETİRİRİZ

Sağcı solcu kavramı da bizi tanımlamaya tam yetmiyor. Bunun temeline indiğiniz zaman Fransız Parlamentosu’ndaki bir tartışmada fikir ayrılığı oluşuyor. Bir fikri savunanlara sağ tarafa oturuyor. Bir fikri savunanlar sol tarafa oturuyor. Ondan sonra başlanıyor sağcı solcu. Bu kavram bizi tanımlamıyor kardeşim ama dış güçler bunu öyle kurguladılar ki. Bizi bölmek için öyle kulandılar ki akıllara zarar. Mesela kominizim meselesi, bunun nereden çıktığını bilmez çoğu insan. Kominizim ekonomik teoriyle alakalı bir şeydir.  Neden doğmuştur. Kapitalizme karşı çıkmıştır. Kominizle mücadele dernekleri Türkiye’de NATO’dan finanse edilerek kurulmuştur. Bu ülkeyi yıllarca komünizmle korkutmuşlardır. Bu kış gelecek önümüzde kış gelecek diyerek. Nevzat Tandoğan diye meşhur bir Ankara Valisi var. Vali değil mübarek kral. Çocukları toplamış kominizim falan konuşuyor. Çağırıyor diziyor önüne ne diyorsunuz lan diyor. Onlarda biraz anlatıyor. Diyor ki en sonunda size mi kalmış lan diyor kominizim getirmek gelecekse onu da biz getiririz diyor. Siz kim oluyorsunuz diyor. Şimdi bu ülkeyi yıllarca komünizmle korkuttular. Yıllarca bu ülkeyi bölünmekle korkuttular. Yıllarca ermeni konusu konuşuldu ama hala henüz tam bilinmiyor.

 

PEYGAMBERDEN DAHA BÜYÜK BİR ÖRNEK YOKTUR

Bizim en büyük düşmanımız cehalettir. Ben siyasi çalışmalara 1990’larda başladım ama 2000’li yıllara geldiğimizde Ak Parti’yi kurarken de en çok bu cehaletin yıkılmasına yönelik çalışmalar yaptık. Bugün Ak Parti’de siyaset yapan arkadaşların hepsi biliyorlar ve bunu biz hükümet politikası haline getirdik. Yani Ak Parti ilk defa Ömür Boyu Eğitim Genel Müdürlüğü’nü kurdu. Şimdi hep böyle kavga sebepleri arıyoruz aslında bu dünya yine bakış açısına geliyor yine inançla alakalı geçici bir hayat öldükten sonraki hayata inanıyoruz biz. Bu konu tartışılabilir vardı, yoktu eyvallah bu dünyayı ilgilendiriyorsa. Toplum barışı açısından, toplumda Ermeni, var, Süryani var, Ateşperest var herkesle oturulup konuşulabilir. Biz bunu söylediğimiz zaman da bu sefer bambaşka şeyle söylüyorlar. Bizim bu konuda en büyük örneğimiz Peygamber Efendimiz Medine’ye geliyor Mekke’den oradaki Yahudi kavimleriyle anlaşma imzalıyor. Zaman zaman anayasa hukukunda tartışılır mesela Medine Vesikası olarak bilinir. Diyor ki Yahudilere siz Yahudiliği yaşayın biz Müslümanız birde putperestler var herkes putuna tapsın siz bize karışmayın biz size karışmıyoruz. Toplumsal barış nasıl sağlanır tüm dünyaya göstermiştir. Bir toplum kısa sürede nasıl değiştirilir. Peygamberden daha büyük bir örnek yoktur. Öyle bir toplumu değiştirmiştir ki. Peygamber efendimiz utançlarından kendi öz kız çocuklarını diri diri gömen bir toplumu değiştirmiştir. Böyle bir hareket yok. Bu peygamber barışı da kurmuş Yahudilerle anlaşması var, putperestlerle anlaşması var. Onun dışında da savaş meselesinde asla peygamber efendimiz savaş çıkarmamış   hep savunma savaşlarıdır. Peki fetihler ne oluyor denirse de orada tebliğe engel olma vardır. İslam’ın anlatılmasına engel olma kardeşim seninle geçiniriz. Bırak anlatsınlar. Zaten korkuları da bu eğer özgür bir ortamda İslam anlatılırsa insanlar kendiliklerinden tabi oluyorlar. Türklerin Müslüman olması böyledir. Türkler Arab tüccarların İslamı anlatmasından sonra Müslüman olmuşlardır. İranlılar, Memlüklüler, Mısırlılar hep bu şekildedir. Kıptiler mesela Kıptilerin önemli bir kısmı Hristiyanlık koluyken Müslüman olmuşlar. Peygamber efendimizin gönderdiği mektuptan sonrada ona hediye olarak bir köle gönderiyorlar. Efendimiz o köleyi nikahlıyor kendisine Maria yani peygamber efendimizin çok evlenmelerinden bir tanesi de bu. Burada Kıptilerle akraba oluyor. Ve bir Kıpti köleyle evlenilebileceğini gösteriyor. Buna nereden geldik toplumsal barıştan. 

 

devam edecek...

Kaynak: Editör: Ahmet Akosmanoğlu
 
Etiketler:
Yorumlar