Haber Detayı
26 Ocak 2016 - Salı 17:23 Bu haber 740 kez okundu
 
ŞUANDA NADAS DÖNEMİMİZİ YAŞIYORUZ
Ak Parti Afyon eski Milletvekili Halil Ürün, Yenigün’ün Siyaset Masası’na oturdu tüm sorularını açık yüreklilikle cevapladı. Yenigün’den Ahmet Akosmanoğlu, Dinçay Doğar, Mustafa Dağhan ve Rabia Çelikoğlu tarafından soru yağmuruna tutulan Halil Ürün, aday gösterilmediği için kırgın olmadığını söyledi. Görev süresi boyunca yapılan tüm eleştirileri anlayışla karşıladığını belirten Ürün ancak iftara atanlara hakkını helal etmediğini söyledi.
Siyaset Masası Haberi


Doğar, Öncelikle Halil Ürün özetle kimdir?

Halil Ürün, önce Allah’ın kulu sonra Peygamberin ümmeti olmaya çalışan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Hasbelkader İscehisar’da doğmuş bir işçi ailesinin büyük çocuğu. İlk ve ortaokulu İscehisar’da liseyi Afyon’da okudum. Rüzgar bizi Afyon’dan İzmir’e İzmir’den Konya’ya Konya’dan yeniden Afyon’a sürükledi. Stajyer avukatlık yaptığım sıralarda da siyasete başladım. Genelde avukat arkadaşlar belli bir yol kat ettikten sonra evini arabasını aldıktan sonra siyasete girerler ama ben bu genellemenin dışında siyasete başladım. Yıl 1990’dı 91 seçimlerinde de aktif olarak çalıştım. Siyaseti biz, bir hizmet vasıtası olarak gördük. Kader bizi öyle bir noktaya getirdi ki bir partinin içinde yapılabilecek tüm görevleri yaptım.  2011 seçimlerinde de Allah milletvekilliği nasip etti 4 seneyi tamamladık. 7 Haziran seçimlerinde bir kere daha nasip etti. 26. Döneme geldiğinde de beklemeye çekildik. Latife olsun diye sıkça söylüyorum. Biraz nadasa aldılar. Şuanda nadas dönemimizi yaşıyoruz. Eksilen minarelerimizi tamamlayacağız ve önümüzdeki dönemlerde yeniden koşturacağız.

HUZURU SAĞLAYAN DA 12 EYLÜL

Dağhan; siyaset başlangıcı kısmını biraz açabilir misiniz?

Biz 12 Eylül ihtimali olduğunda ben öğrenciydim. O günü çok iyi hatırlıyorum. O gün babam yurtdışına çıkacaktı. İhtilali saat 5’te yapmışlar biz İscehisar’dayız. Sokakta jandarmalar dolaşıyor. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş durumda. Oradan hatırlıyorum. Bu ihtilalin ardından siyaset durduruldu. Siyasi partiler kapatıldı. Genel başkanlar tutuklandı. Tabi çocuğuz o günleri tam bilmiyoruz. Sonra uzun bir süreç başladı Türkiye siyasi hayatında. 12 Eylül çok önemlidir Türkiye’yi dönüştüren bir dönemdir. Biz bizden önceki nesile göre çok rahat bir eğitim dönemi yaşadık. Bizden öncekiler okullara kadar inmiş siyasi tartışmalardan dolayı eğitimlerini tamamlayamamışlardır.  Biz bunları abilerimizden çok dinledik. Ama elhamdülillah 12 Eylül bu ülkeye fayda verdi zarar veri tartışmalarının dışından huzuru sağlayan da 12 Eylül. Okullarda siyaset yoktu ama hocalarımızın da yönlendirmesiyle o dönemde günlük olaylara vakıftık. Hukuk eğitimi dersi alıyorsunuz 1985 daha birinci sene anayasa hukuku okuyorsunuz. Bunun diğer bir adı da Teşkilatı Esasiye’dir. Daha birinci sınıfta devlet nedir hükümet nedir anayasal kurumlar nedir. Bunları hemen birinci ders olarak başlıyorsunuz. Bütün bunlarla eğitim hayatınız siyasetle iç içe zaten.

HİÇ Mİ HİÇ GİTMEK İSTEMEDİM…

Doğar; Babanız yurt dışındaydı ve sizi götürmedi. Bu durum sizin eğitim hayatınıza nasıl etki etti?

Babam beni götürmek istedi aslında. Bütün annem ve kardeşlerin gittiğinde istiyorsan gel benimle istemiyorsan oku burada. Hatta ben burada sanat okulunun motor bölümüne gitmek istediğimde ya da Afyon Lisesi’ne geçmek istediğimde dedi ki hayır okuyorsan İmam Hatip Lisesi’nde okumuyorsan benimle geleceksin dedi. Lise birin yazın bir Almanya ziyaretimiz oldu ondan sonra hiç mi hiç gitmek istemedim. Orada babamgilin her şeye rağmen ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerine bizzat tanık oldum. Bu beni etkileyen en önemli olaylardan bir tanesi. Babam beni Münih tarafına gezdirmeye götürüyor. Trenle bilet alacağız istasyonda babamda herkes gibi sırada o gün 13-14 yaşlarında bir delikanlıyım. İzliyorum bilet satan memur gayet güler yüzlü babamdan önceki Almanlarla konuşuyorlar şakalaşıyorlar falan sıra babama gelince adamın yüz ifadesi değişiyor. Sebebini bilmiyorum. Ne konuştuklarını da bilemiyorum. Ama adamın davranışı benim kafamda kalıcı. Sonra duvarlarda yazılı olan kelimeleri hatırlıyorum. Türk and rause (Türkler dışarı). Bunlar benim Almanya’ya gitmemem noktasında alt yapımı oluşturdu.

HAYAT İMAN VE İMTİHANDAN İBARETTİR

Doğar; İmam Hatipte okudunuz o dönemde İmam Hatipler Milli Görüşün arka bahçesi diye anılırdı o dönemde Milli Görüşe ilgi duydunuz diyelim ki o dönemde Afyon Lisesi’nde olsaydınız size göre siyasi çizginiz bugün yine aynı olur muydu?

En başta şunu düzelteyim tam tersine benim okuduğum dönemde İmam Hatip Lisesi’nde hiç siyaset yoktu. Benim milli görüşle tanışmam İmam Hatip Lisesi’nde değil hukuk fakültesinde de değil. Ama o İmam Hatip Lisesi’nde şöyle bir eğitim vardı. 3 saat kuran dersi var 3 saat Arapça dersi var. 2 saat fıkıh dersi var yanlış hatırlamıyorsam. Ondan sonraki sınıflarda da tefsir kelam ve hadis dersleri vardı. Bunlarda ne anlatıyor. Kamuoyunda da çok iyi bilmiyor. İmam Hatip size sadece bir anahtar veriyor. Ama ne öğreniyorsunuz bir kere dünyaya bakış açınız değişiyor. Kurana göre bir bakış açısı oluşuyor. Kuran’a göre dünya bir imtihan yeridir. Hayat iman ve imtihandan ibarettir. Böyle bir cümle, çok geniş ve güzel bir cümle.  İmanı öğreniyorsun yani orada. Benim Milli Görüş’le tanışmam avukatlık stajı yaptığım sırada 1990 yılında oldu. Dediler ki bir seminer var katılır mısın? Nerede seminer dedim Heybeli Kaplıcaları’nda. Kimler var? dedim.  Necmettin Erbakan var dediler. Benim Milli Görüşle tanışmam o seminerle oldu. Babam milli görüşçüdür ama ben babam dedi diye Mili Görüşçü olmadım. Ben Erbakan’ı dileyerek, Şevket Kazan’ı dinleyerek Milli Görüşle tanıştım. Erbakan orada bir konuşma yaptı, adeta hepimiz inandık biz ona. Çok basit sıradan şeyler söylüyordu. O inançla siyasete girdim. O günden sonra ben milli görüşü kabullendim.

BEN HEPSİYLE OTURUP KONUŞUYORDUM

Doğar: Peki o boşluk döneminde siyasete nasıl bakıyordunuz?

Şöyle ki, o dönemde herkesle iyi geçiniyordum. Okulda ülkücü geçinenler vardı, her cemaatin kendine göre elemanları vardı, sosyal demokrat arkadaşlar vardı. Ben hepsiyle oturup konuşuyordum. Rahat bir kişiliğim vardı. Bir sosyal demokratla oturmaktan hiç çekinmiyordum. Almaya’ya gittiğimiz dönemlerden birinde bir parkta bir çocukla tartışmıştım. Ama çocuk inançsız birisi peygambere küfredecek kadarda kendini bilmez. Dedim yahu sana ne kazandırıyor bu peygamber düşmanlığı. Bunlar ateist akımlar bunlardan kurtulmanın tek yolu var. Eğer siz doğru inancı doğru imanı bilirseniz bunun dışındakilerin hepsi dışarıda kalır.

ERBAKAN ASLA VAZGEÇMEZDİ

Dağhan; Erbakan’la tanıştınız o gün Erbakan sizin üzerinizde lider olarak nasıl bir etki bıraktı?

Erbakan hoca ilk derse geldi dinledik. Son derece etkin bir insan. Başladı dersine siyasetin ne olduğunu anlatıyor. Ne yapmaya çalıştığımızı anlatıyor. Temel olarak ve çok öz olarak anlatıyor. Siyasetin temel dayanağı nedir onları anlatıyor. Ve en önemli dayanak Müslüman olmak ama Müslüman olmayan insanlarda farklı düşünebilir. Bunları 4 saat boyunca ayakta ve çekeninin önünü ilikleyerek anlattı. 100-120 kişilik  bir Afyon heyeti var. Zaman zaman teşkilata dönüyor. Ben o zaman parti teşkilatlanmasını falan bilmiyorum. Ali Telek abim Merkez İlçe Başkanı ona dönüyor. Osman Özer Abi İl Başkanı ona dönüyor.  Sorular soruyor diyalog yapıyor. Benim üzerimde müthiş etkili olmuştu. Konulara vakıf olması teklemeden tık tık tık anlatmasında çok etkilenmiştim. Ondan sonraki süreçte 90’dan 95’e kadar 95’ten sonra İl Başkanı olduktan sonra her ay toplanıyorduk.  Yani Erbakan Türkiye’de gelmiş geçmiş en büyük siyasi liderlerden biridir. Sıfırdan gelmiştir. En zor günlerdeki o azmi inancı inanılmaz bir şey böyle bir şey olamaz yani. Erbakan’ın bittiği noktada nasıl harekete geçtiği hiçbir şeyi bırakmadığı sonrada bireysel gelişim konusuna ben merak saldığımda orada okudum. Kişisel gelişim hedeflerinden bir tanesi asla vazgeçmeyin. Erbakan asla vazgeçmezdi.

MİLLİ GÖRÜŞTEN KAÇAN HİÇ KİMSE YOK

Bizzat yaşadığı söyleyeyim Refah Partisi kapatıldı. Parti kapatıldıktan bir gün sonra Ankara’da toplandık. Dedi ki Refah Partisi’nin kapatılması kainatta bir noktadır. Hiçbir önemi yok dedi. Düşünün orada o konuşmayı yaptı. Sonra Fazilet Partisi kapatıldı. 4 defa bu adamın partisi kapatılmış. Bugün geldiğimiz siyasi geleneğin temeli. Her birinde ayrı ayrı gerekçeler var ama hiçbirisinde teröre gitmemmiş hendek kazmamış yıkmamış. Hiç bir şey yapmamış. Bu siyasi görüşün sahipleri hapislere girmiş çıkmış hiç birisi kaçmamış. Milli görüşten kaçan hiç kimse yok.   

FİKİR SAHİBİ HERKESİN ÜZERİNE BASILMIŞ

Dağhan; Aslında asla vazgeçme imam hatip kültüründe de var!

Doğar; O dönemin liderlerine bakarsak Ecevit’te öyle Demirel’de öyle onlarda hiç hendek kazmadı terör çıkartmadı kaçmadı. Bunu neye bağlıyordunuz?

Bu topraklar çok mümbit topraklar çok liderler yetiştirmiş. Yakın tarihimizde yakın tarihimize geri dönüp baktığımızda insan kaynaklarımızı zaman zaman heder etmişiz. Çok ciddi heder etmişiz hepsi kendi çapında büyük liderler. Bana düşmez bir Behiçe Bora’ndan, bir Nihal Atsız’dan bahsetmek ama bu memlekette yakın tarihimizde düşünce sahibi fikir sahibi herkesin üzerine basılmış. Ama öbür taraftan da terörle bu milleti terbiye etmeye yönlendirmeye çalışmışlar.60 ihtilalinden önce Menderes’in döneminde olan olaylar bu sokaklara dökülmeler öğrencileri kıyma yaptınız denen olaylar var ya hepsi düzmece bunların. Hepsi kurgu hepsi dış destekli böyle bir şey yok ya şuna haklı inandırmışlar; güya menderes yürüyüş yapan üniversite öğrencilerini polisler vasıtasıyla almış kıyma yapmış kedilere köpeklere yedirmiş. Güya bir kızım vatandaşları devlet öldürmüş yerin altına gömmüş. Böyle yalanlar söylenmiş.  Dolayısıyla insan kaynaklarımızı harcamada üzerimize yok. Bizim geçmişte Osmanlı döneminde Osmanlı idaresi her insandan faydalanırken biz hepsini bastırmışız.

Devam edecek…

Kaynak: Editör: Ahmet Akosmanoğlu
 
Etiketler:
Yorumlar