Haber Detayı
25 Mayıs 2017 - Perşembe 23:46 Bu haber 351 kez okundu
 
"YURDUNUSEVEN, TRİKOPİS ODASI'NA NE DİYOR?"
Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Kemal Demirkırkan, haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
Siyaset Haberi


Önceki gün Manchester’deki bombalı saldırıda 22 kişi hayatını kaybetti, 59 da yaralı var. Terör kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, amacı ne olursa olsun insan olanların hep birlikte karşı çıkması gerekir. Haklı hiçbir gerekçesi olmaz. İngiltere’de olmuş, Türkiye’de olmuş veya dünyanın herhangi bir ülkesinde olmuş önemli değil. İnsana ve insanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Hep birlikte teröre karşı durmak zorundayız. Bu mücadeleyi ortak bir mücadele olarak, bir insanlık mücadelesi olarak hep birlikte sürdürmek zorundayız.
Sorumlu kim? İŞİD
Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyinde yaptığı konuşmada “Biz, Gaziantep’teki DEAŞ saldırısı olana kadar sabrettik. Orada 53 vatandaşımız; kadın, çocuk, onlar öldürüldükten sonra artık daha duramayız dedik.”
AKP’li bir yönetici "İŞİD iyi ki varsın... Allah kurşununu azaltmasın." Dedi.
Başka söze gerek var mı? Terörün iyisi kötüsü, teröristin iyisi kötüsü olmaz. Teröre destek verenler bunun cezasını çekerler. Biz de çekiyoruz. İŞİD en kanlı eylemlerini ülkemiz topraklarında yapıyor.
AK Parti kongresinde "OHAL kaldırılmayacak" açıklaması yapıldı. OHAL kalkmayacak’ diyenler bu ülkeyi Mısır gibi 30 yıl boyunca OHALle yönetmeyi planlıyor, OHAL’le bütün istediklerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar, Çıkardıkları kararnamelerle demokrasiyi tamamen askıya aldılar ve bu süre içinde 15 Temmuz darbe girişiminin getirdiği atmosferden de yararlanarak Anayasayı değiştirdiler.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL nedeniyle çıkartılan KHK’lerle binlerce mağdur yaratıldı. 1 milyonun üstünde mağdur aile var, gariban aileler var. Baklavacılar, esnaflar, sanayiciler, iş adamları; er-erbaş, subaylar; hâkim ve savcılar, kaymakamlar, valiler. Herkes var. Kim yok Siyasetçi yok. "Binali Bey ne diyor? “FETÖ’nün siyasi ayağı yok.” diyor. AKP örgütünde, belediyelerde, il genel meclisinde, mecliste FETÖ’cü yok.
KHK ile ihraç edildikleri işlerini geri almak için açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça Anakara’da İnsan Hakları Anıtının önünde açlık grevine başladılar. Açlık grevinin 76. gününde olan Özakça ile Gülmen tutuklandı. Ülkemizin içinde bulunduğu ileri demokrasi, hali bu.
OHAL’le gazeteciler tutuklanıyor, gazeteler kapatılıyor. Geçtiğimiz hafta Sözcü Gazetesi Sahibi ve 4 çalışanı göz altına alındı. Sözcü, Atatrük’e, Cumhuriyete ve Cumhuriyet değerlerine sonuna kadar sahip çıkan muhalefetin sesi olan bir gazetedir. OHAL ile Muhalefetin sesi kısılmak isteniyor. Ancak şunu iyi bilin Ne Cumhuriyet’i ne de Sözcü’yü susturabilirsiniz.
OHALle birlikte bu ülkede hukuk askıya alınmıştır. Kişi hak ve hürriyetleri askıya alınmıştır. Dolayısıyla iş yapma, mal sahibi olma gibi hürriyetlerden de söz edilemiyor. Çünkü bir kararname ile tüm mal varlığınıza el konulabilir. Bu ortamda kim yatırım yapar? Kim iş kurar? Kim katmadeğer yaratmaya çalışır? Bu ortamda herkes elinde olanı korumaya, bankacılık sisteminden ve yatırımdan uzak durmaya, nakit parada, dövizde kalmaya özen gösterir.
Türkiye'yi güvenli, huzurlu, güçlü ve güvenilir bir ülke yapmak zorundayız. Sessiz çoğunluk kötü gidişe karşı 16 Nisan'da duruma el koymuştu. Resmi sayılarla yüzde 48,6, gerçekte çok daha fazla olduğunu, YSK’nın çalındığını bu ülkede yaşayan bir çok insan kabul ediyor. Şimdi ülkeyi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Biz buna inanıyoruz. Halkımıza güveniyoruz.
Taşeron İşçiler;
Biz seçimlerde taşeron işçiliğe karşı olduğumuz ve kaldırılması gerektiğini ifade etmiştik. Ardından onlar da taşeron işçiliği bitireceklerini söylediler. Üstelik kaç seçimde söylediler. Oyları aldılar, taşeron işçileri unuttular. Bakın 2002’de 387 bin olan taşeron işçi sayısı, bugün 1 milyon 700 binin üzerine çıktı. Ülkemizde halen 12.700.000 ,işçiden 1.546.000 sendikalı. Bu işçilerin 1/3’ü toplu sözleşme kapsamı dışında
Taşeron işçilerin; İş güvencesi yok, iş güvencesi işverenin iki dudağı arasında. İşveren “İşine son verdim” dediği an kapının önüne koyar;
Aynı iş yerinde aynı işi yapan iki kişi; biri kadrolu, birisi taşeron işçisi ise o taşeron işçisi o işyerinde ikinci sınıf işçi olarak görülüyor.
Taşeron işçi; Ömür boyu asgari ücrete mahkûm. Ücret de isteyemez. Toplu sözleşme hakkı zaten hiç yoktur, Kıdem tazminatı alamazlar.
Taşeron işçi; Doğru dürüst izin alamaz, izin istemeye korkar taşeron işçisi. “Acaba izin istersem işime son verirler mi?” diye.
Taşeron işçi; “Ben sekiz saat çalışacağım.” diyemez. Çalışmazsa işine son verilir.
Taşeron işçi; avukat tutacak parası yoktur, onu destekleyecek sendika yoktur. Taşeron işçisi yirmi birinci yüzyılın kölesidir. Bu kölelik anlayışınıza, bu iktidarın sizin için öngördüğü kölelik anlayışına karşı çıkacağız, size kadro verilinceye kadar sizin haklarınızı her yerde ve her ortamda ve Türkiye’nin her coğrafyasında dile getireceğiz.
Belediye'ye yönelik sorularımıza cevap alamadık. Buradan tekrar soruyoruz: Zekiler Köprüsü olarak bilinen köprüde inşaat firmasının tabelası neden duruyor? İkinci sorumuz da Yüntaş'a ait benzinliklerde kumbaralarda kullanılan paranın nasıl harcandığı, bu paralar için tutanak tutulup tutulmadığı ile ilgiliydi. Sorularımıza cevap bekliyoruz.
AKP İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, Beylükdüzü Belediyesi'nin açtığı parktaki heykeli eleştirmiş. Bu park, 1 milyon metrekarelik alanı kapsıyor. Bu alanda bir parkta bulunabilecek her şey var. Çocuk alanlarından yeşil alanlara kadar her şeyi olduğu bu parka İstanbul'un yeni oksijen deposu olarak bakılıyor. Bu büyük parktaki 30 santimetrelik figür dikkatlerini çekmiş. Figürün bulunduğu heykel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş öyküsünü anlatıyor. Kuzey Kıbrıs'ın efsanevi lideri merhum Rauf Denktaş'ın kızı da heykelin yaşanılanları tüm gerçekliğiyle anlattığını vurguluyor. Alperen Ocakları, konuyu araştırıyor ve bir bardak suda fırtına koparılmak istendiğini açıklıyor. Sayın İbrahim Yurdunuseven, birilerinin gazına gelerek açıklama yapmadan önce konuyu araştırmalıydı. Buradan Sayın Yurdunuseven'e soruyorum: AKP'li Afyon Belediyesi'nin işgale gelen Yunanlıların mezarlarını bulup turizme açma projesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yine Yurdunuseven'e soruyorum: Afyon Belediyesi'nin hizmete açacağı Kültür ve Sanat Evi'nde bir odanın Yunan Komutan Trikopis Odası olacağı duyuruldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Kaynak: Editör: Ahmet Akosmanoğlu
 
Etiketler:
Yorumlar