Yazı Detayı
11 Şubat 2015 - Çarşamba 22:00 Bu yazı 1013 kez okundu
 
REKABET VE MERHAMET
Rabia Çelikoğlu
 
 

Modern çağın rekabet anlayışı, merhamete hayat hakkı tanımamakta; merhamet, insanın dinamizmini prangalayan, yeteneklerini ahlakî-insanî bazı kayıtlarla daraltan, üretimi düşüren bir kavram olarak sunulmakta ve rekabet esnasında her türlü yola başvurmak mübah sayılmaktadır. Rekabetin acımasızca yapılması ise başarının yegane yolu ve yöntemi olarak lanse edilmektedir. Çünkü rekabet dünyasında bazıları başarıya ulaşırken bazıları da başarısız olacaktır. Bu bakış açısına göre, rakiplere karşı merhametsizlik, elemeye ve rekabete dayalı olan sistemin adaleti olarakgörülmektedir.

Diğer taraftan “başarı”, sivrilmekle özdeşleştirilmekte,tevâzu, merhamet ve paylaşım başarının önünde bir engel gibi görülebilmektedir.

İnsan bir hayat mücadelesinin (kebed) içine doğmakta “Biz, insanı (yüz yüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.” (Beled, 90/4) ve sosyal hayatın tüm evrelerinde başarılı olabilmek için hemcinsleri ile bir rekabete ve mücadeleye girmek durumunda kalmaktadır. Okulda, ticâri hayatta, toplumsal hayatta, siyasette diğer insanlardan daha başarılı olmak için rekabete girmek, adeta kaçılması mümkün olmayan bir seçenek olarak karşımızda durmaktadır. Üstelik başarının çalışmayla orantılı bir şekilde elde edilemediği toplumlarda ya da ortamlarda, yükselmek, sivrilmek, dikkat çekmek için çalışmak dışında, başka rekabet alanları da oluşmaktadır. Modern toplumlar rekabet-başarı diyalektiği üzerine kurulmuş toplumlardır. Ancak “rekabet” ve “başarı”nın ne olduğu üzerinde yeterince durulmamakta; bu iki kavram, gücünü bireylerin ve toplumun manevi dünyasına kadar yansıtabilen hoyrat ve başıboş birer etki merkezine dönüşebilmektedir.

İnsanın kendisini olduğundan daha bilgili, daha yetenekli, daha büyük gösterebilmesi için çaba sarf etmesi gerekli görülmektedir. Tevâzuda, tekebbür ile elde edilemeyecek bir gücün saklı olduğu; paylaşımda bencillikle ulaşılamayacak bir mutluluğun olduğu; merhamette, acımasızlıkta olmayan bir verimliliğin olabileceği unutulmaktadır.

Başarının, zekanın, aklın, ancak tevazu elbisesi içerisinde güzel göründüğü hatırlardan çıkabilmektedir.

Zihinlerin öğrenilmiş merhametsizlikle kodlandığı bir dünyada “her koyun kendi bacağından asılmakta”, “gemisini kurtaran kaptan sayılmakta”, “bize dokunmayan

yılan bin yıl yaşamakta” ve sonuçta “merhametten maraz doğmaktadır”.

Bütün bunlar karşısında, “başarı” yeniden tanımlanmalıdır. Aynı şekilde, “mutlak rekabet” yerine, “haklı ve meşru rekabet” kavramlarını ikame etmek gerekmektedir.

 

Dünyayı bir başkasının gözüyle görmeninnemenem bir şey olduğunu gerçekten anlamamızı sağlayan bir empati duygusunu içerir. Merhametli bireyler, merhameti eyleme dökmek için gerekli zaman ve zemini ayırır, sadece onu dillendirmekle iktifa etmezler. Merhamet, senin mutluluğun olmazsa benim de mutluolamayacağımın bilgisidir. Sadece kendi refahına odaklanmış insanların erişemeyeceği bir bağış, bir ödüldür.

 

Eric Hoffer,' merhamet ruhun panzehiridir' diye yazmıştı,'merhametin olduğu yerde en zehirli hamleler dahi nispeten zararsız kalır'. Hayatlar,merhametin ve onun iyileştirici güçlerinin farkına varmakla 

dönüşür. İnsan, kendi sınırlarının ötesinde bir alana gittiğinde, sadece kendisi içindeğil başkaları için

 de var olduğunu hissettiğinde çok daha güçlü bir canlılık hissi tecrübe eder. Mutluluğun pek çoğu, bir kalbi olmaktankaynaklanır. Ancak bir kalbi olanlar, merhamet edebilenler mutluluğu gerçek manasıyla tecrübe edebilir.

Modern çağda pek çoğumuzhayatı,'yaşamıyor gibi' yaşıyoruz, duygular küntleşmiş, canlılık fevkalade azalmış bir biçimde ufukta bizi bekleyen hiçlikten umarsızcakaçmaya çalışıyoruz. Hayata narsistik yaklaşımın en önemli vechelerinden bir tanesi ölmüşlük hissi. Ruh sağlığı uzmanları günümüz kültürelşartlarında iyiden iyiye aşikar olan bir 'ruh ölümü'nden bahsediyor. Çoğu zaman bu durum sıkıntı şeklinde tecrübe ediliyor ve Batı dünyasınınkarşı karşıya geldiği en yaygın hastalık halini alıyor. Sıkıntı, herhangi bir şey hissetme kabiliyetini inkar eder. Kronik sıkıntı adeta Batıkültürüne hastır. Paylaşılmış etkinliklerin, yüz yüze iletişimin, geniş aile etkileşiminin, toplumsal katılımın ve anlam sağlayan diğer manevi vesosyal çabaların yaygın olarak bulunduğu geleneksel toplumlarda sıkıntı pek tanıdık bir duygu değildir.

İnsan karşısındakini anladıktan, onu tamamıyla hissettikten sonra harekete geçmelidir. Karşısında duran insanın ıstırabını hafifletmek için yapılabilecek bir şeyler elbette vardır. Büyük hedefler, ulaşılması güç amaçlar hem gerçekleşmesi zor ve zaman alan hedefler olabilir; hem deyeri geldi mi mümkün olmayabilir. O vakit, bir başkasının ıstırabını hafifletebilmek için atılabilecek küçük adımlardan başlamak gerekir.Büyük hedeflere gözünü dikmek, onları gerçekleştiremeyecek insanlar için bir mazeret olarak sayılabilir zaman zaman. Böyle durumlardainsan karşısındakine yardım edebilecek gücünün olmadığını düşünerek kaçabilir. Ancak ötekinin ıstırabına az da olsa mehlem olabilecekkadar hayattayızdır aslında. İlla ki maddi yardımlarla sorunu çözmeyi hedeflemek doğru değildir. Merhamet, kendini sadece bir şekilde değil, bin bir şekilde dışarı vurabilir. İnsan bir başkasına Karun'un hazinelerini bağışlayamaz, ancak gücü yettiğince bir eksiğinde ona destekolabilir. Bir çocuğun başını okşayabilir mesela, dertli olanın ellerini tutabilir, sırtını sıvazlayabilir. Bildiğini öğreterek paylaşabilir zenginliğini birbaşkasıyla. Belki şehirler dolusu insana yardımcı olamaz kimse, ancak o şehirde yaşayan bir dertli insana yardımcı muhakkak olabilir. Büyükhedefler seçerek onları gerçekleştiremeyeceğine inanmak, ancak yalan bir savunmadır. Merhamet,en küçük adımda bile kendini belliedecektir. Istırap çeken, onun bu haline dahi ihtiyaç duymaktadır.

Merhamet, ancak kişinin kendi çıkarlarını düşünmediği bir durumda var olabilir. Istırap içindeki insana bakarken, onu dinlemeye, ona yardımetmeye çabalarken kişinin kendi beklentilerini halen yanında tutuyor olması, bu yardımın gerçeklikten uzak olmasına sebep olacaktır. Halenkendi çıkarını, menfaatini düşünen insan, ötekinin acısını henüz anlayamamış; ona kulak kabartamamış demektir. Bu durumda ona yardımetmek demek, bu yardımın karşılığında kişinin bir şekilde kendini tatmin etmesi demek olur. Beklenti halen vardır. Merhamet, bu ortamdaasla var olamaz. Öyleyse kendi çıkarımıza en ufak bir getirisi olan herhangi bir yaklaşım ve müdahalenin kesinlikle merhametle alakasıyoktur. Yardım etmek isteyen, karşısındakinin acısını hafifletmek isteyen, kendi benliğini bir müddet bu birlikteliğin dışında tutmalıdır.

Siyasetin sert ve dışlayıcı üslübu, daha içerici, yok saymayıcı bir üslupla yer değiştirebilirse toplum da rahatlar. Sert üsluplar toplumda olumlu bir makes bulmuyor, insanları daha fazla kutuplaştırıp düşman kılıyor. Siyasetin merhametle buluşmasının birdiğer vechesi de, merhamet eylemlerinin siyasetin olmazsa olmaz bir amacı kılınmasıdır. Her insanın saygınlığının tescil edilmesi bunun biradımıdır. Çatışma noktalarında farklılıklar kadar benzerlikler de dile getirilir. Ötekinin kendi farklılığı içinde kabullenmek, onu kendimize benzetmemeye çalışmak, merhametli siyasetin en önemli unsurlarından birisidir.

 

Her bir insan merhamet neferi olduğunda, herkes merhamet için koşuşturduğunda, bir diğerine ışık taşıdığında; dünya daha güzel,daha aydınlık bir yer olacaktır. İNŞAALLAH…

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
EFSANE MÜDÜR OLMAK KOLAY DEĞİL!
KINA YAKMALARI GEREKİR
GÜNLERDEN PAZAR, BU PAZAR
GELECEĞE YÖN VERENLER
SUSMUYORUZ! YA RESULALLAH!!!
Zaferlerin yanında bahsi geçmeyen 120.000 şehit Sarıkamış’ta ne oldu?
TEZATLIK MI VAR?
PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALIYOR
DALGA GEÇİYORLAR
SADECE ALLAH RIZASI, GERİSİ BOMBOŞ
Hiç bir zaman vazgeçmeyecekler mi?
GEÇMİŞİNİ BİLMEZ, SOYTARILAR
‘’ Aslan yattığı yerden belli olur’’
KİM BİLİR
DOSTLUK DİLİ
KARDEŞLİK
‘Önce Ümmetim’
SÖZ DEĞİL TAŞ TAŞI
KADIN, ERKEK EŞİTLİĞİ
İNSANLIĞA GELEN İLK EMİR “OKU”
İKİ ÇEŞİT KALP
YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER
Dünyanın Hızına Ayak Uydurabilmek
Yolcuyuz
Tüketim Çağı
TARİHE YÖN VERECEK OLAN TEMEL AHLAK
ALLAH KATINDAKİ KIYMET
“Müminler tarağın dişleri gibi eşittir.”
Efendimiz’in yolu yolumuzsa gözümüz aydın!
Her yeni doğan gün, yeni başlangıçlar için bir fırsattır
AŞURE
BENCİLLİK
Kısalan günlerin gölgesi uzun olur
EBEDİ YURDUMUZ NERESİ?
DUA
ÇOCUKLARIMIZ VE BİZ
Haftada bir gün bayramı olan başka kim var?
AYNI SAFTAYIZ
TEKNOLOJİ VE KARDEŞLİK
YERİN ALTIDA VAR UNUTANA!
KİMİN HEYBESİNDE NE VAR ?
KARDEŞLİK
BAŞARIYA ULAŞMANIN YOLU
HAYIR İŞLERİNDE YARIŞMAK
ÖNCE KENDİ KUSURLARIMIZI GÖRMEK LAZIM
Zandan kaçınınız, zira zannın çoğu günahtır
HİÇ BİR YOLCULUK BU KADAR İSTENMEMİŞTİR
TAKVA İLE ALLAHA YAKLAŞIRSINIZ
KURBAN
KADER
ON GECE
KUTLU ZAMANLARA ŞAHİTLİK ETMİŞ MEKANLAR
GÜNAHLA GİREN ARINMIŞ ÇIKAR
SINIRLARINI BİLEN KURTULUR
YEDİ SINIF MÜSLÜMAN
Hayırların İhsan Kaynağı:Allah
ALLAH KULLARINA ZULM ETMEZ, HAKSIZLIK ETMEZ
KANAATKÂR OLMAK VE İSRAF
YİYİNİZ İÇİNİZ FAKAT İSRAF ETMEYİNİZ !
KULA TEŞEKKÜR ALLAHA ŞÜKÜR
FIRSAT BU FIRSAT
Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür
(Yâ Rabbi, ben Ebu Talib'in Yetimiyim)
ÇOK ŞÜKÜR
ALLAH BİR KULUNU SEVERSE
BOŞ GELİRSEN BOŞ GİDERSİN
HERKES LAZIM OLANI YANINA ALIR
Hayâ imandandır
Ucba, kibre düşürür
Müslümanda vesvese olur
Yepyeni Dirilişler Adına, Güzel Bayramlar
İNFAK MALIN BEREKETİNİ ARTIRIR
KADİR’İN KADRİNİ BİLMEK
KADİR’İN KADRİNİ BİLMEK
Böylece selametle cennete girersiniz.”
SON ON GÜNE HAZIRMIYIZ
HERŞEY GÜNAHMIDIR
En zor iş, karar vermektir
Mehmet Akif Olmak
Kader ile her şey belli ise, değişmeyecekse neden dua ediyoruz peki?
Başarıda inanç¸ güven ve cesaret
KUTLU KARDEŞLİK YOLUNDA 2
KUTLU KARDEŞLİK YOLUNDA
“Köle-Efendi İlişkisi ve Özgür Düşünce”
Asi kullara Allahü teâlânın müjdesi
Ahmağa verilecek cevap
Allahüteâlâ imana kefil değildir!
Ruh da insanın hakikatinin aynasıdır.
Ruh da insanın hakikatinin aynasıdır.
KALP NASIL? İMAN DOLU!
BİZİ BİZE BIRAKMA ALLAH’IM
HALİS SEVGİNİN MADENİ…
LABİRENTLERDEKİ RUHLAR
YOL GÜZEL, ÇAĞIRAN GÜZEL BİZEDE YÜRÜMEK DÜŞER.
Ne oldum deme, ne olacağım de!
DAHA İYİ ANLIYORUZ…
PEYGEMBERDEN ÖĞRENİLECEK ADETLER
DE Kİ ŞÜPHESİZ BENİM RABBİM HAKKI YERİNE KOYAR
KUTLU ZAMAN DİLİMİ…
DE Kİ, HİÇ ŞÜPHESİZBENİM RABBİM HAKKI YERİNE KOYAR
Kazancına haram karışan komşunun yemeği yenir mi?
SU-İ ZANDA BULUNMAK?
MİSAFİRE İKRAM…
Duada sınır tanımamak
BİR BEDENDE İKİ KALP OLMAZ!
BİRBİRİNİZLE İMTİHAN OLACAKSINIZ!
DUA ET KABUL EDEYİM!!!
ÜZÜLMEYİNİZ, GEVŞEMEYİNİZ, SABREDİNİZ…
SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK 3
SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK (2)
sırat-ı müstakimde olmak…
GAFLET İÇİNDE GAFLET
YA HAYIR KONUŞ YADA SUS!!!
GÜZELLİKLER HER ZAMAN SESSİZDİR….
DÜŞMEDEN DURABİLMEK…
HER VİRAJDA BEKLEYEN BİR PEYGAMBER VAR!
MEVLÂNA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ
EN KIYMETLİ GÖREV NAMAZ…
KALANLARA SELAM OLSUN
“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder”(Talak-2)
PEYGAMBER HAYATINI ÖRNEK ALIRSAN!
BİZİM KADIMLARIMIZ!!!
BİZLER VE ONLAR
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR!
AYETLERLE ALLAH BİZE NE DİYOR?
CENNET UCUZ DEĞİL
HER ENGELİN ÖNÜNDE 3 YOL VARDIR
DEVLET REİSİNE DUA!
GÖNÜL AYNAMIZA BAKABİLİYOR MUYUZ?
NASIL OLURSANIZ, ÖYLE İDERE EDİLİRSİNİZ!
“BENİM KALBİM TEMİZ!” demek yeterli mi?
RABB’İM MERDİVEN YAPIYOR!
ÖLDÜN MÜ GEL BAKALIM!
AHİRETİ HATIRLAMAK İÇİN KABRİSTANA EN SON NE ZAMAN GİTTİNİZ?
KADINLAR SİZLERE BİR EMANETTİR!
DAVRANIŞLARIMIZ BİZE DÜŞMANLIK EDENLERİ Mİ SEVİNDİRİYOR YOKSA?
İNSANLIK
MܒMİN ALLAH’TAN RAZI OLURSA ALLAH’TA ONDAN RAZI OLUR
İNSAN DA BİR AĞAÇTIR YEŞERİR YA DA KURUYABİLİR
AMAN DİKKAT, AYAĞINIZ KAYMASIN!
Her bir günah insanın kendinden kaçışı anlamına gelir
HZ ALİ’NİN (ra) SON ÖĞÜTLERİ
SEN NE BÜYÜKSÜN Kİ, BİZİ YİNE KABUL ETTİN
ÇİZGİYİ AŞMAK NE DEMEKTİR?
İNSANLIK ÖLMEMELİ
BEDİR’DEN SAKARYA’YA YANSIYAN HEP AYNI RUHTU
İSLAM TARİHİNDE HİCRET’İN ÖNEMİ
EFENDİMİZ’DEN HİCRET MESAJI
GELECEĞE BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ
PEYGAMBERİMİZ NASIRLI ELLERİ NEDEN ÖPTÜ VE NE DEDİ?
ümitsizliğe yer yok
ZAMANI DOĞRU KULLANIYOR MUSUNUZ?
İSLAM’DA VE BATI’DA İNSAN HAKLARI
KAPSAMA ALANINDA MIYIZ ?
CÖMERTLİK VE CİMRİLİKTE AİLENİN ÖNEMİ
Hedefimiz sadece dünyadan mı ibaret?
Hürriyet istismarı her zaman kriz doğurur
Fitne Adamlar
ANAHTAR: SALAVAT
Laf taşıma taş taşı!
KENDİ KENDİMİZİN TÖRPÜSÜ OLMAYALIM
DOĞRUYU ARAMAK
HAYAT GÖRÜNENDEN İBARET DEĞİLDİR
Kabe, bir sevda yoludur
Kadınlar gerçek değerini iSLAM’la bulmuştur
KURBAN NE DEMEKTİR?
Çocuklar, bayramın en güzel yönünü tadarlar
ATEŞE KOŞAN KELEBEKLER
Narsisizm ve değişen dünya'da Türkiye
HAC NEYİ ANLATIR?
Ana Babaya iyilik yapmak hac ve umre sevabı kazandırır
Hayat geçiyor