Yazı Detayı
06 Aralık 2015 - Pazar 20:15 Bu yazı 566 kez okundu
 
Bugün ne durumdaysanız, yaptıklarınız yüzünden…!
Mustafa Dağhan
 
 

Hemen hepimiz geleceğimizden endişe ediyor, çocuklarımızın döneminin çok zorlu ve çetin bir dönem olacağını düşünerek karamsarlığa kapılıyoruz. 

 

Oysaki karamsarlığa kapılmak negatif enerjiyi çevremizde, bünyemizde toplamak değil mi?

 

Birçok korkumuz var. Bunları sıralasak bitmez ama ana başlıklar halinde verebiliriz.

Canımdan olurum korkusu ve endişesi, malımdan, makamımdan, mevkimden olurum korkusu ve endişesi, tenkit edilirim korkusu ve endişesi, kınanırım, rezil olurum korkusu ve endişesi veya alay edilirim korku ve endişesidir.

 

En fazla içine düştüğümüz korku türü ise rızık korkusu ve endişesidir. Birçok kimsenin cahillikleri, bilgisizlikleri ve mala mülke karşı olan düşkünlükleri/hırsları sebebiyle Allah’tan yüz çevirdiklerine şahit olursunuz.

 

Bu tip zavallıların, nerede Allah’a kullukla alakalı bir nasihat ortamı oluşsa çekimser davrandıklarını, ortamdan kaçtıklarını ya da karşı çıktıklarını görürsünüz.

 

Rızk endişesi olanlarda görülen genel cevap şekli; “efendim biz sizin dediğiniz gibi sürekli Allah’a kulluk edecek olsak, evde çoluk çocuk aç kalır, biz aç kalırız. Her zaman namaz kılacak olsak, sizler gibi bu şekilde sakal bırakacak olsak bizi işten atarlar, bize kim ekmek verir. Hem çalışmakta bir ibadettir, bizde böyle ibadet ediyoruz” şeklinde olur. 

 

Hâlbuki bilmezler ki Allah’ü Teala, daha bu kimseleri dünyaya getirmeden önce, onların rızklarını ana rahmindeyken takdir etmiştir.

 

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Sizin her biriniz ana-baba maddeleri kırk gün ana rahminde toplanır. Sonra o maddeler yine o kadar zaman içinde katı bir kan pıhtısı halini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete tahavvül eder. Sonra bir melek gönderilir de ona ruh üfürür. Sonra melek şu dört şeyi yazmakla emrolunur: Rızkının ne kadar olacağı, ömrünün ne kadar olacağı, erkek mi, dişi mi olacağı ve şaki mi, said mi olacağı.” Müslim: 8.c.2643 – 44

 

Görüldüğü gibi daha insan bu aleme gelmezden önce onun rızkı kendisine tayin ve takdir olunmuştur. Ve bu rızkı da mutlaka kendisi arayıp bulacaktır.

 

Allah Resulü (SAV) yine bir hadisi şerifinde, “Kulun rızkı, kendisini ecelinin aradığından daha fazla arar” demiştir. 

 

Diğer bir rivayette ise: “Birinin rızkından kaçsa bile ecelin onu yakaladığı gibi rızık da onu yakalar, bulur” denilmektedir. M.Sağir:2.C.429.N - C.Sağir:3.C.3259.N

 

Hal böyle iken, cehaletleri başlarına bela olan birçok zavallı, hala rızık endişesinden dolayı Allah’tan uzak durup, O’na isyan etme boyutuna kadar ulaşırlar.

 

Buradan şu sonucu da çıkarabiliriz; korkularımızın esiri olmuşuz, haberimiz yok. Korkularımız yüzünden başarmayı, mutlu olmayı/mutlu etmeyi, pozitif düşünmeyi kaybetmişiz.

 

Hayatımızın büyük bir bölümünü kendi korkularımız yüzünden karamsar, monoton, sıradan, renksiz bir hayat ve hatta çok daha kötü durumu düşürebiliyoruz.

 

Bunu da hemen kadere bağlıyoruz.

 

Hayır kardeşim, kadere bir suç isnad edemezsin. Başına gelenleri sen kendin şekillendirdin. 

 

Negatif enerjiyi sürekli üstüne çeken sensin, sürekli karamsar düşünen, hiçbir şeyi başaramadığını/başaramayacağını düşünen, bütün olumsuzlukları çağıran sensin.

 

Halk arasında bir söz dolaşır; “Allah zenginliği verir ama yedirtmez, mal bekçiliği yaptırır” diye. Hakikaten de bakarsın adam trilyonluktur ama bir giyinir; çapulcu gibi. Yediğine, içtiğine, yaşantısına bakarsın; fakirin yaşantısının 3’te 1’i kadardır.

 

Bu durum tam da ‘malımı kaybederim’ korkusudur aslında. Adamı hırs öyle bir bürümüştür ki mal üstüne mal edinir ama o malı yiyemez, gönül rahatlığıyla harcama yapamaz. ‘Ya batarsam, batıp da rezil olursam’ korkusu o zenginin mutluluğunu da elinden alır.

 

Toparlayacak olursak; “bugün ne durumdaysan, geçmişte yaptıklarınla bunu sen istedin. Kaderinin bir suçu yok. İyi isen iyilik bulacaksın, kötü isen kötülük. Fakirliği istediğin için aslında bugün fakirsin. Bugün mutluysan eğer onu sen çağırdın,  mutlu değilsen de çağıran yine sendin.

 

O yüzden yaptıklarınıza, düşündüklerinize ve hatta kalbinizden geçirdiklerinize dikkat edin derim. Benden söylemesi…!

 

 

 

 

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bir sayfa daha kapandı…!
Allah unutmaz…!
DOST MUSUN?...
Dünyanın hali…!
İNSAN OLMAK…!
Bu amelin mükafatı hesapsız!
Kader nedir?
Biz yaprak mıyız, her rüzgârla uçacağız!
Onlarla savaşın ki, rezil olsunlar!
Kaybedenler hep onlar olmamalı!
Dernekler bir yere toplanabilir!
Mutluluğun anahtarı…!
VEBALİ BOYNUNUZA…!
Bin başım olsa hergün birini kesseniz…!
SİNSİLİK VE GETİRİLERİ
ASLA VAZGEÇMEYİN!
GAZETECİLERİN İSTİŞARESİ
Önemli bir başarı!
Gazeteciler Günü
Birkaç koca yürekli gazeteci bir zulmü durdurdu
İNSANOĞLU İŞTE…!
Cehalet nedir?
CEKET İLİKLERİ…!
İnsanlar geçmişe neden özlem duyar?
NEDEN SAYGIN DEĞİLSİNİZ?
Gelecek bizim…
Ne olacak böyle?
2015’te neler oldu?
Ayaklar baş başlar ayak oldu!
At izi, it izine karıştı
Yeni bir bid’at çıkmak üzere…!
Aman prim vermeyin…!
Aşırılıkta ısrar etmek…!
SADAKAT…!
Kilimcinin kör oğlu…!
Pozitifliğin hayatınıza kattıkları!
GÜZEL BAKMAK, HAYATINIZI GÜZELLEŞTİRİR!
Biz böyle mi dünya lideri olacağız?
HADDİNİ BİLMEK…!
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır!
Ateşle oynamayın!
MELHAME-İ KÜBRA
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER?
MEHDİ…!
SİYAH SANCAK…!
GÜNÜMÜZÜN PUTLARI…!
ÖNYARGI (SU-İ ZAN)
Ok atılır, yay tutulur!
SEÇİMİN ARDINDAN…!
NE YAŞATIRSANIZ, ONU YAŞARSINIZ!
GÜN ‘KARA’, SANCAK ‘SİYAH’
ÇÖZÜM SÜRECİ VE TERÖR!
SABETAYLIK…!
MÜNAFIKLIK…!
DÜRÜSTLÜK…!
YAZIKLAR OLSUN SİZE...!
KURBAN BAYRAMI’NIN ÖNEMİ
SEÇİM ÇETİN GEÇECEK!
BU VALİ, BAŞKA VALİ
SU KESİNTİLERİ…!
Subliminal mesajlarla bizi kontrol ediyorlar!
NE OLDU BİZE BÖYLE?
Türkler, İsrailoğulları ile aynı soydan mı geliyor?
Yeni dünya düzeni…!