Yazı Detayı
12 Ocak 2016 - Salı 18:19 Bu yazı 489 kez okundu
 
Gazeteciler Günü
Mustafa Dağhan
 
 

Afyonkarahisar’da bulunan televizyon, gazete, radyo, ajans ve internet gazetecilerinin, işini hakkıyla yapanlarının, tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüsünde mesleğinden rızkını çıkartmaya çalışanların Çalışan Gazeteciler Gününü kutlarım.

 

Geçenlerde yazmıştım ama gazeteciliği tekrar hatırlatacak olursak;

 

Gazetecinin görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur.

 

Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı mücadeleyi göze alan insan, gazetecidir. Yanlış giden bir şeyleri etik kurallar çerçevesinde anlatma veya haber yapma sanatkarına gazeteci denir.

 

Doğru yapılanları desteklemek, yapılan haksızlığa, zulme veya yanlışlığa karşı çıkmak gazetecinin işidir. Gazetecilik peygamber mesleğidir. Gazeteci muhbir-i sadıktır.

 

“Gazeteci kime denir?” sorusuna kısaca verdiğimiz cevabın ardından kendi hayatımdan bir kesit vermek isterim.

 

1996’da liseyi bitirmişim. O arada koalisyon iktidarı var. 1000 yıl süreceği söylenen bir şeyler dönüyor TV’lerde, orda burda.

 

Tabi bizim o zamanlar kanımız kaynadığından olayları tam olarak idrak edemiyoruz, açıkçası önemsemiyoruz da…!

 

Meğer post-modern darbe yapılıyormuş! Malumunuz 28 Şubat Post-Modern darbesi yapılmış o dönem. Konuyu uzatmayayım. Meğer bizim haberimiz bile yokken darbe meslek liselerini de etkilemiş. Biz bunu ve sıkıntılarını ancak hayata atıldığımızda anlayabildik.

 

Ne doğru-dürüst üniversite kazanabildik (katsayıdan etkilendik elbette, tabi biraz da bizim gayretsizliğimizden), ne doğru-dürüst iş bulabiliyoruz. Bırakın asker, polis, devlet memuru olmayı özel sektör bile bizim İmam Hatip Lisesi çıkışlı olduğumuzu duyduğunda işe almak istemiyor.

 

Hayat üstümüze üstümüze geliyor tabi…! Haliyle bir mesleğe de sahip olmadığımızdan orda burda çalışarak rızkımızı temin etmeye çalışıyoruz.

 

Biz o ara bocalarken bir taraftan da bize bunu kimin yaptığını, neden yaptığını öğrenmek, bulmak istiyoruz. Bulduk da…! Zira ortada alenen bir zulüm var.  

 

Bir şeyler yapmamız gerektiğini, bize bunları yapanları, hayatımızla oynayanları, bize bu zulmü reva görenleri durdurmak ve zulme karşı çıkmak adına ne yapabileceğimizi düşünüp dururken gazetecilik yapma fikri doğdu.

 

Bu yolla, yani kalemle zulme dikilme fikri. Bu arada, bu fikir en mülayim bir fikir olsa gerek.

 

Derken; kader de bizi bu yöne itti ve birgün Kocatepe Gazetesinde muhabir ilanıyla gazetecilik hayatımızda başlamış oldu.

 

O günden bugüne farklı basın kuruluşlarında çeşitli pozisyonlarda görev aldık ve gazetecilik, mesleğimiz oldu. Bundan sonra da başka bir yol olmadığı sürece devam edecek.

 

Biz gazeteciyi mesleğe başlamadan önce gerçek özgürler zannederdik. Etik kurallar çerçevesinde her şeyi yazabileceğimizi, her türlü zulmü, haksızlığı durdurabileceğimizi, yanlış giden bir şeyleri kalemimiz sayesinde düzeltebileceğimizi zannediyorduk.

 

Ama bugün büyük bir hayal kırıklığı ile karşı karşıyayız. Her ne kadar mesleğimizi severek yapsak da, sorunlar, sıkıntılar ve en önemlisi haksızlığa karşı gelememe, direnememe içgüdüsü inanın çoğu zaman ‘nerden girdim bu mesleğe’ dedirtiyor.

 

Eminim birçok meslektaşım içinde geçerlidir bu söylediklerim. Meğer biz aslında sorunlar yumağının içine düşmüşüz de haberimiz yokmuş, çöz çöz bitmiyor.

 

O gün biz hayatımızın en büyük kazığını, hayatımızla oynanarak yerken, bugün de hayatımızı ve mesleğimizi şekillendirme noktasında kazık üstüne kazıklar yer olduk.

 

Biz o zulmü çok büyük bir zulüm olarak nitelendirirken, daha ne zulümler varmış onları gördük.

Neyse çok uzatmayayım. Bugün bizim günümüz. Kötü şeylerden bahsetmeyelim.

Kendi günümüzde haşhaş yerken, haşhaşın faydalarını dinlemenin ve o çok özel projeleri duymanın mutluluğunu çıkartmalıyım.  

Allah rızasını gözeterek, hakkıyla, gazetecilik yapanların ve gazetecilik etik, ahlak kurallarını çiğnememeye özen gösteren tüm meslektaşlarımın gününü kutlarım.

 

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bir sayfa daha kapandı…!
Allah unutmaz…!
DOST MUSUN?...
Dünyanın hali…!
İNSAN OLMAK…!
Bu amelin mükafatı hesapsız!
Kader nedir?
Biz yaprak mıyız, her rüzgârla uçacağız!
Onlarla savaşın ki, rezil olsunlar!
Kaybedenler hep onlar olmamalı!
Dernekler bir yere toplanabilir!
Mutluluğun anahtarı…!
VEBALİ BOYNUNUZA…!
Bin başım olsa hergün birini kesseniz…!
SİNSİLİK VE GETİRİLERİ
ASLA VAZGEÇMEYİN!
GAZETECİLERİN İSTİŞARESİ
Önemli bir başarı!
Birkaç koca yürekli gazeteci bir zulmü durdurdu
İNSANOĞLU İŞTE…!
Cehalet nedir?
CEKET İLİKLERİ…!
İnsanlar geçmişe neden özlem duyar?
NEDEN SAYGIN DEĞİLSİNİZ?
Gelecek bizim…
Ne olacak böyle?
2015’te neler oldu?
Ayaklar baş başlar ayak oldu!
At izi, it izine karıştı
Yeni bir bid’at çıkmak üzere…!
Aman prim vermeyin…!
Aşırılıkta ısrar etmek…!
SADAKAT…!
Kilimcinin kör oğlu…!
Pozitifliğin hayatınıza kattıkları!
Bugün ne durumdaysanız, yaptıklarınız yüzünden…!
GÜZEL BAKMAK, HAYATINIZI GÜZELLEŞTİRİR!
Biz böyle mi dünya lideri olacağız?
HADDİNİ BİLMEK…!
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır!
Ateşle oynamayın!
MELHAME-İ KÜBRA
ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER?
MEHDİ…!
SİYAH SANCAK…!
GÜNÜMÜZÜN PUTLARI…!
ÖNYARGI (SU-İ ZAN)
Ok atılır, yay tutulur!
SEÇİMİN ARDINDAN…!
NE YAŞATIRSANIZ, ONU YAŞARSINIZ!
GÜN ‘KARA’, SANCAK ‘SİYAH’
ÇÖZÜM SÜRECİ VE TERÖR!
SABETAYLIK…!
MÜNAFIKLIK…!
DÜRÜSTLÜK…!
YAZIKLAR OLSUN SİZE...!
KURBAN BAYRAMI’NIN ÖNEMİ
SEÇİM ÇETİN GEÇECEK!
BU VALİ, BAŞKA VALİ
SU KESİNTİLERİ…!
Subliminal mesajlarla bizi kontrol ediyorlar!
NE OLDU BİZE BÖYLE?
Türkler, İsrailoğulları ile aynı soydan mı geliyor?
Yeni dünya düzeni…!