Yazı Detayı
27 Aralık 2013 - Cuma 00:00 Bu yazı 1972 kez okundu
 
SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK (2)
Rabia Çelikoğlu
 
 

Meselemizi bu şekilde anladığımız zaman “Rabbin rızasına giden binlerce yol vardır” görüşünü, Rabbin rızası sırat-ı müstakimde olduğu için “İnsanları sırat-ı müstakime ulaştırabilecek olan binlerce yol (vesile) vardır” şeklinde açıklayabiliriz. Nitekim değişik vesilelerden ve yollardan sırat-ı müstakime ulaşan birçok kardeşimiz vardır. İdrak etmemiz gereken husus, sırat-ı müstakime ulaşmadan birer vesile durumunda olan yollar çok sayıda olmasına rağmen sırat-ı müstakim bir tanedir.

İlim ve insaf sahibi her Müslüman, şanı yüce Rabbimizin kendi rızası için bir araya gelen bütün Müslümanlara birçok yollar değil, tek bir yol gösterdiğine şahadet edeceklerdir. Her gün defalarca okunan Fatiha suresinde “Bizi doğru yola ilet” hükmüyle yolun tek olduğu vurgulanmış, bu nedenle “Bizi doğru yollara ilet” şeklinde bir ifade kullanılmamıştır. Al-i İmran süresindeki “Allah’ın ipine topluca sanlın, ayrılmayın..” buyruğunda da aynı gerçek zikredilmektedir.

Ayrıca Kur’an ve Sünnet’e bir bütün olarak yönelen her Müslüman görecektir ki, Müslümanlar tek bir yola davet edilmekte ve bu yoldaki Müslümanlara tavır birliğine girmeleri emredilmektedir. Kur’an ve Sünnet’in bütünlüğündeki bu Rabbani gerçeği müşahade ederek bakışlarını günümüz Müslümanlarına çevirecek olan kardeşlerimiz ise önce üzülecekler, sıkıntıya düşecekler ve İlahi vahyin ağırlığını omuzlarında hissedeceklerdir.

Yaşanan olayın güç ve zor tarafı Müslümanların çeşitli gruplara bölünmüş olmaları değil, bu gruplardaki Müslümanların İslami kişilikten uzaklaşmış olmalarıdır.

Değişik nedenlerle çeşitli gruplara bölünen Müslümanlar İslami kişiliğe sahip olsalar, ihtilaf ettikleri meselelerde Kur’an ve Sünnete yönelecekler ve muhkem ayetlerin gölgesinde bütünleşebileceklerdir. Fakat ne yazık ki değişik gruplardaki birçok Müslüman, içinde bulunduğu grupta erimiş, kimliğini ve kişiliğini kaybetmiştir. Bu kimseler Kur’an’ı Kerim’le yüz yüze gelmemekte, İlahi vahiyle kendileri arasında abileri, Üstatları, hocaları bulunmaktadır. Rabbani ölçüden uzak bir teslimiyetle bağlandıkları hocalarına “Bu hükmün kaynağı nedir?” veya “Bulunduğumuz ortam ve konumda Rabbimiz bizlere ne yapmamızı emrediyor?” sorusunu sorabilecek bilinç ve cesaretten uzak olan bu kimseler, hocaları ne derse onu yapmaktadırlar. Sıradan kabul ettikleri bir Müslüman, kendilerini Rabbani bir hükümle ikaz ettiği zaman, yüce payeler verdikleri efendileri ile o Müslümanı kıyas etmekteler ve “Bunları sen biliyorsun da, hocam bilmiyor mu?” diyerek gülüp geçmektedirler.

Onların güldükleri bu duruma, bizler elbette ki gülmüyoruz, gülemiyoruz!. Çünkü İlahi ölçülerden uzak böylesi yaklaşımlar, bir hocayı veya bir üstadı putlaştıran yaklaşımlardır. Meydandaki putları kırmaya talip olan bu kimselerin, öncelikle gönüllerine yerleştirdikleri ve gönüllerinde yaşattıkları bu putları kırmaları gerekmektedir. Aşılması gereken ilk engel ve kırılması gereken ilk put budur. Allah adını kullanmalarına rağmen insanları Sırat-ı Müstakime değil de, kendi kişisel görüşlerinden kaynaklanan beşeri yollara davet eden kimseler, insanları Sırat-ı Mustakim’den engeleyen Lat, Menat, Uzza gibi birer putturlar. Mekke’li müşrikler Lat, Menat, Uzza gibi putlara ibadet ederlerken nasıl ki “Biz bunlara, bizleri Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” demislerse, zamanımızda ki birçok şaşkın da, hocalarının veya şeyhlerinin Kur’an ve Sünnet’e zıd olan görüşlerine itaat ederlerken “Biz hocalarımıza veya şeyhlerimize, bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye itaat ediyoruz” demektedirler.

İşte bu itaat ile yapılan ibadet,

Allah’a ibadet etmek değil, Allah’tan başkasına ibadet etmektir. Çünkü itaat ettikleri hüküm, Allah’ın hükmü değildir.

Hiç şüphesiz ki Allah’a itaat edenlere ve insanları Allah’a davet edenlere itaat etmek, Allah’a itaat etmektir. Nitekim “Resule itaat, Allah’a itaattir.” buyruğu bizlere bu gerçeği beyan etmektedir. Fakat insanları Allah’a ve Allah’ın razı olacağı Sırat-ı Müstakime davet etmeyip de, parça parça aldıkları Kur’an’ı Kerim ayetlerine dayanarak kendi sapık yollarına davet eden kimselere itaat etmek, en açık ifadesiyle kendilerini putlaştıran bu kimselere itaat ve ibadet etmektir.

Bu gibi kimselere körü körüne itaat eden ve bu kimseleri her türlü Rabbani tenkidden tenzih eden kimseler, nasıl bir sapıklığa düştüklerini mutlaka ve mutlaka anlayacaklardır. Tabi ki Müslümanlar olarak, bu kimselerin ölmeden önce durumlarını idrak etmelerini ve Sırat-ı Müstakim’e bir an önce kavuşmalarını temenni ediyoruz.

İnsanların birer beşer olduklarını, yanılabileceklerini veya hata yapabileceklerini kabul etmeliyiz. “Ben alimim!” psikolojisi ile insanlara yukarıdan bakan kimseler, gerçekte cahil olan kimselerdir. Çünkü gerçek alimler, bilmedikleri birçok mesele olduğunu idrak eden ve hak bir söz çocuktan dahi gelse, bu hakkı kabul ederek o çocuğa “Bana bunu öğrettiğin için Allah senden razı olsun” diyebilen kimselerdir. Nitekim Hz. Ömer (r.a.) kendi görüşü ile dul bir kadının görüşü çatıştığı zaman, meseleyi Rabbani düzlemde değerlendirerek kadının görüşünü kabul etmiş ve halife olmasına rağmen “Burada herkes Ömer’den daha fakih” diyerek, makam ve unvana değer verenlerin kavrayamayacağı bir tavır göstermiştir.

Değişik ve birbirlerine muhalif gruplardaki Müslümanlara “Resulullah (s.a.v.) aramızda olsaydı, hangi grubu tasvip ve kabul ederdi?” şeklinde bir soru sormayacağız. Çünkü ne gibi cevaplar geleceği bilinmektedir. Bu nedenle ilk soruyu geçiyor ve değişik fırkalara ayrılan Müslümanlara şunu sormak istiyoruz.

“Resulullah (s.a.v.) aramızda olsaydı, bu fırkalaşmalara, bu gruplaşmalara rıza gösterir miydi?”

Temiz akıl sahibi kardeşlerimiz “Elbette ki rıza göstermezdi!” diyeceklerdir.

Peki ne yapardı?

Resulullah (s.a.v.)’i yeterince tanıyan kardeşlerimiz, bu soruya da “Tüm Müslümanları İlahi vahyin bütünleyici buyruğunda toplardı” diyeceklerdir.

Evet.

Resulullah (s.a.v.) aramızda olsaydı, parça parça olan biz Müslümanları İlahi vahyin bütünleyici buyruğunda toplardı.

O halde ne yapalım?

Yahudilerin “Musa bize dönene kadar, buna (puta) sarılmaktan vazgeçmeyeceğiz.” (20-Taha 91) dedikleri gibi, bizler de ” Ya Rabbi, Resulullah (s.a v.) bize dönene kadar, biz bu parçalanmaktan, bu gruplaşmaktan vazgeçmeyeceğiz!” mi diyelim?

Oysa ki alimler peygamber varisidir. Peygamber varisi olmak, bunu bir ünvan kabul ederek Müslümanlardan hürmet ve saygı beklemek değildir. “Ben alimim, ben peygamber varisiyim” diyen kişilerin, bu peygamber görevini üstlenmeleri ve üstlenen kardeşlerine yardımcı olmaları gerekir.

Bir köşeye çekilerek “Biz hak yoldayız, birleşmek isteyenler bize gelsin” şeklinde ifadeler kullanmak, Müslümanları hiçbir zaman bir araya getirmeyecektir.

Çünkü birçok gruptan bu gibi sesler gelmekte ancak hiçbirisi Kur’an ve Sünnetin bütünlüğünde haklılığını ortaya koymamaktadır.

Meseleyi bu şekilde dile getirişimiz, birçok kişilerce hoş karşılanmayacak ve bazı Müslümanlar duygusal olarak feveran edeceklerdir. Çünkü bu Müslümanlar meselelere yaklaşış mantıklarıyla kendilerini hak yolda bilmekte ve buna yürekten inanmaktadırlar. Genellikle birçok grupta hakim olan bu mantığı biraz açmamız ve açıklamamız gerekmektedir.

Devam edecek…

 

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
EFSANE MÜDÜR OLMAK KOLAY DEĞİL!
KINA YAKMALARI GEREKİR
GÜNLERDEN PAZAR, BU PAZAR
REKABET VE MERHAMET
GELECEĞE YÖN VERENLER
SUSMUYORUZ! YA RESULALLAH!!!
Zaferlerin yanında bahsi geçmeyen 120.000 şehit Sarıkamış’ta ne oldu?
TEZATLIK MI VAR?
PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALIYOR
DALGA GEÇİYORLAR
SADECE ALLAH RIZASI, GERİSİ BOMBOŞ
Hiç bir zaman vazgeçmeyecekler mi?
GEÇMİŞİNİ BİLMEZ, SOYTARILAR
‘’ Aslan yattığı yerden belli olur’’
KİM BİLİR
DOSTLUK DİLİ
KARDEŞLİK
‘Önce Ümmetim’
SÖZ DEĞİL TAŞ TAŞI
KADIN, ERKEK EŞİTLİĞİ
İNSANLIĞA GELEN İLK EMİR “OKU”
İKİ ÇEŞİT KALP
YİTİRDİĞİMİZ DEĞERLER
Dünyanın Hızına Ayak Uydurabilmek
Yolcuyuz
Tüketim Çağı
TARİHE YÖN VERECEK OLAN TEMEL AHLAK
ALLAH KATINDAKİ KIYMET
“Müminler tarağın dişleri gibi eşittir.”
Efendimiz’in yolu yolumuzsa gözümüz aydın!
Her yeni doğan gün, yeni başlangıçlar için bir fırsattır
AŞURE
BENCİLLİK
Kısalan günlerin gölgesi uzun olur
EBEDİ YURDUMUZ NERESİ?
DUA
ÇOCUKLARIMIZ VE BİZ
Haftada bir gün bayramı olan başka kim var?
AYNI SAFTAYIZ
TEKNOLOJİ VE KARDEŞLİK
YERİN ALTIDA VAR UNUTANA!
KİMİN HEYBESİNDE NE VAR ?
KARDEŞLİK
BAŞARIYA ULAŞMANIN YOLU
HAYIR İŞLERİNDE YARIŞMAK
ÖNCE KENDİ KUSURLARIMIZI GÖRMEK LAZIM
Zandan kaçınınız, zira zannın çoğu günahtır
HİÇ BİR YOLCULUK BU KADAR İSTENMEMİŞTİR
TAKVA İLE ALLAHA YAKLAŞIRSINIZ
KURBAN
KADER
ON GECE
KUTLU ZAMANLARA ŞAHİTLİK ETMİŞ MEKANLAR
GÜNAHLA GİREN ARINMIŞ ÇIKAR
SINIRLARINI BİLEN KURTULUR
YEDİ SINIF MÜSLÜMAN
Hayırların İhsan Kaynağı:Allah
ALLAH KULLARINA ZULM ETMEZ, HAKSIZLIK ETMEZ
KANAATKÂR OLMAK VE İSRAF
YİYİNİZ İÇİNİZ FAKAT İSRAF ETMEYİNİZ !
KULA TEŞEKKÜR ALLAHA ŞÜKÜR
FIRSAT BU FIRSAT
Dinin yarısı sabır, yarısı da şükürdür
(Yâ Rabbi, ben Ebu Talib'in Yetimiyim)
ÇOK ŞÜKÜR
ALLAH BİR KULUNU SEVERSE
BOŞ GELİRSEN BOŞ GİDERSİN
HERKES LAZIM OLANI YANINA ALIR
Hayâ imandandır
Ucba, kibre düşürür
Müslümanda vesvese olur
Yepyeni Dirilişler Adına, Güzel Bayramlar
İNFAK MALIN BEREKETİNİ ARTIRIR
KADİR’İN KADRİNİ BİLMEK
KADİR’İN KADRİNİ BİLMEK
Böylece selametle cennete girersiniz.”
SON ON GÜNE HAZIRMIYIZ
HERŞEY GÜNAHMIDIR
En zor iş, karar vermektir
Mehmet Akif Olmak
Kader ile her şey belli ise, değişmeyecekse neden dua ediyoruz peki?
Başarıda inanç¸ güven ve cesaret
KUTLU KARDEŞLİK YOLUNDA 2
KUTLU KARDEŞLİK YOLUNDA
“Köle-Efendi İlişkisi ve Özgür Düşünce”
Asi kullara Allahü teâlânın müjdesi
Ahmağa verilecek cevap
Allahüteâlâ imana kefil değildir!
Ruh da insanın hakikatinin aynasıdır.
Ruh da insanın hakikatinin aynasıdır.
KALP NASIL? İMAN DOLU!
BİZİ BİZE BIRAKMA ALLAH’IM
HALİS SEVGİNİN MADENİ…
LABİRENTLERDEKİ RUHLAR
YOL GÜZEL, ÇAĞIRAN GÜZEL BİZEDE YÜRÜMEK DÜŞER.
Ne oldum deme, ne olacağım de!
DAHA İYİ ANLIYORUZ…
PEYGEMBERDEN ÖĞRENİLECEK ADETLER
DE Kİ ŞÜPHESİZ BENİM RABBİM HAKKI YERİNE KOYAR
KUTLU ZAMAN DİLİMİ…
DE Kİ, HİÇ ŞÜPHESİZBENİM RABBİM HAKKI YERİNE KOYAR
Kazancına haram karışan komşunun yemeği yenir mi?
SU-İ ZANDA BULUNMAK?
MİSAFİRE İKRAM…
Duada sınır tanımamak
BİR BEDENDE İKİ KALP OLMAZ!
BİRBİRİNİZLE İMTİHAN OLACAKSINIZ!
DUA ET KABUL EDEYİM!!!
ÜZÜLMEYİNİZ, GEVŞEMEYİNİZ, SABREDİNİZ…
SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK 3
sırat-ı müstakimde olmak…
GAFLET İÇİNDE GAFLET
YA HAYIR KONUŞ YADA SUS!!!
GÜZELLİKLER HER ZAMAN SESSİZDİR….
DÜŞMEDEN DURABİLMEK…
HER VİRAJDA BEKLEYEN BİR PEYGAMBER VAR!
MEVLÂNA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ
EN KIYMETLİ GÖREV NAMAZ…
KALANLARA SELAM OLSUN
“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder”(Talak-2)
PEYGAMBER HAYATINI ÖRNEK ALIRSAN!
BİZİM KADIMLARIMIZ!!!
BİZLER VE ONLAR
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR!
AYETLERLE ALLAH BİZE NE DİYOR?
CENNET UCUZ DEĞİL
HER ENGELİN ÖNÜNDE 3 YOL VARDIR
DEVLET REİSİNE DUA!
GÖNÜL AYNAMIZA BAKABİLİYOR MUYUZ?
NASIL OLURSANIZ, ÖYLE İDERE EDİLİRSİNİZ!
“BENİM KALBİM TEMİZ!” demek yeterli mi?
RABB’İM MERDİVEN YAPIYOR!
ÖLDÜN MÜ GEL BAKALIM!
AHİRETİ HATIRLAMAK İÇİN KABRİSTANA EN SON NE ZAMAN GİTTİNİZ?
KADINLAR SİZLERE BİR EMANETTİR!
DAVRANIŞLARIMIZ BİZE DÜŞMANLIK EDENLERİ Mİ SEVİNDİRİYOR YOKSA?
İNSANLIK
MܒMİN ALLAH’TAN RAZI OLURSA ALLAH’TA ONDAN RAZI OLUR
İNSAN DA BİR AĞAÇTIR YEŞERİR YA DA KURUYABİLİR
AMAN DİKKAT, AYAĞINIZ KAYMASIN!
Her bir günah insanın kendinden kaçışı anlamına gelir
HZ ALİ’NİN (ra) SON ÖĞÜTLERİ
SEN NE BÜYÜKSÜN Kİ, BİZİ YİNE KABUL ETTİN
ÇİZGİYİ AŞMAK NE DEMEKTİR?
İNSANLIK ÖLMEMELİ
BEDİR’DEN SAKARYA’YA YANSIYAN HEP AYNI RUHTU
İSLAM TARİHİNDE HİCRET’İN ÖNEMİ
EFENDİMİZ’DEN HİCRET MESAJI
GELECEĞE BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ
PEYGAMBERİMİZ NASIRLI ELLERİ NEDEN ÖPTÜ VE NE DEDİ?
ümitsizliğe yer yok
ZAMANI DOĞRU KULLANIYOR MUSUNUZ?
İSLAM’DA VE BATI’DA İNSAN HAKLARI
KAPSAMA ALANINDA MIYIZ ?
CÖMERTLİK VE CİMRİLİKTE AİLENİN ÖNEMİ
Hedefimiz sadece dünyadan mı ibaret?
Hürriyet istismarı her zaman kriz doğurur
Fitne Adamlar
ANAHTAR: SALAVAT
Laf taşıma taş taşı!
KENDİ KENDİMİZİN TÖRPÜSÜ OLMAYALIM
DOĞRUYU ARAMAK
HAYAT GÖRÜNENDEN İBARET DEĞİLDİR
Kabe, bir sevda yoludur
Kadınlar gerçek değerini iSLAM’la bulmuştur
KURBAN NE DEMEKTİR?
Çocuklar, bayramın en güzel yönünü tadarlar
ATEŞE KOŞAN KELEBEKLER
Narsisizm ve değişen dünya'da Türkiye
HAC NEYİ ANLATIR?
Ana Babaya iyilik yapmak hac ve umre sevabı kazandırır
Hayat geçiyor